3 Kasım 2002´de yapılan seçimler sonrasında tek başına iktidar olan ve o tarihten beri iktidarına devam eden AK Parti Kahramanmaraş milletvekili ve Tarım Orman Köy İşleri Komisyon Başkanı Vahit Kirişçi’den anlamlı ve duygulu açıklamalar geldi.

AK Parti’nin 21 yıllık iktidarını ve 3 Kasım’da nasıl iktidara geldiklerini anlatan eski Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi şunları söyledi: “ 3 Kasım dendiğinde benim aklıma bu aziz milletin bize vermiş olduğu 34.4’ lük oy desteğiyle bizi tek başımıza iktidara getirmesi ve bizim de 363 milletvekiliyle mecliste milletimizin o emanetine halel gelmeyecek şekilde üstlenmiş olmamız geliyor, bizim omuzlarımızdaki o yük benim dizlerimi titretmişti” dedi.

Ülkü Ocakları’ndan Bayramlaşma Programı Ülkü Ocakları’ndan Bayramlaşma Programı

Tarım ve Orman Köy İşleri Komisyon Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişçi, açıklamasının devamında ise, “3 Kasım’a tanıklık etmiş, tekrar bugün de milletvekili olarak Kahramanmaraş’ın vekaletini taşıyan bir insan olarak bundan heyecan duymamak mümkün değil. Ama 3 Kasım 2002 öncesiyle ilgili bir iki cümle eğer sarf edersek aslında 3 Kasım sonrası Türkiye’nin yaşadıklarının ne kadar anlamlı, değerli ve yerinde olduğunu değerlendirmiş oluruz. Hatırlayın bizden önceki hükümet döneminde bir esnafımız başbakanlığın önüne gelip, o yaşadıkları 2001 krizi sonrası yazar kasasını fırlatmış, sayın Başbakan al bu yazar kasayı, sen kullan diye bir serzenişi olmuştu. Bu esnafın durumuydu.

Rahmetli Sakıp Sabancı iş dünyasının önde gelen isimlerinden. Faaliyet göstermedikleri hiçbir alan yoktu. Yani o esnafımızı o yazar kasayı atarken, rahmetli Sakıp Ağa da “ben bir gecede servetimin yarısını kaybettim” demişti.

O aslında 2002 öncesi Türkiye’yi tarif etmek için bana göre yetiyordu da artıyordu da. Tabi o dönemde bizim de aday adayı olduğumuz bir süreçte biz de gerçekten çok heyecanlıydık ama bir taraftan da ya acaba biz 3 kasımla beraber yeni dönemde milletvekili olur, Ak Parti de iktidara gelirse, biz nasıl bir süreç yaşarız? Diye de kaygılanmadık değil. Çünkü Türkiye bitmiş tükenmiş bir Türkiye’ydi. O 2 kesimin tavırlarından örnek olsun diye paylaştığım için bunu söylüyorum.

Şimdi gelelim 3 Kasım sonrasına. Yine her yerde konuşmuş birisi olarak Meclis kürsüsüne yemin etmek üzere giderken dizlerimin titrediğini ben hiç unutamam. 3 Kasım dendiğinde benim aklıma bu aziz milletin bize vermiş olduğu 34.4’ lük oy desteğiyle bizi tek başımıza iktidara getirmesi ve bizim de 363 milletvekiliyle mecliste milletimizin o emanetine halel gelmeyecek şekilde üstlenmiş olmamız, bizim omuzlarımızdaki o yük benim dizlerimi titretmişti.

Çünkü; “acaba biz ilerleyen süreçte bu milletin çektiği ıstırapları dindirecek miyiz? Diye. Bu 26 yıllık bir iktidar her Cumhurbaşkanına nasip olacak bir şey değil. İyi ki sayın Cumhurbaşkanımız var. İyi ki milletin duygularına tercüman olan ve milletin istekleri doğrultusunda hazırlanmış bir parti tüzüğü olan bir Ak Parti var. Çünkü Ak Parti’nin o günkü kurucuları, sadece gittiler İçişleri Bakanlığına baş vuru dilekçesi verdiler. Türkiye’de siyasi parti var mı diye sorulduğunda, aslında 2 tür parti var. Bunlardan biri milletten kopuk, onun bunun talimatıyla kurulmuş, böyle günlük siyaseti kurtarmaya yönelik siyasi partiler var, bir de AK Parti gibi milletin sesi olan kurumsal bir yapı var” diye konuştu.

Editör: Haber Merkezi