Şehirler, kendilerine hizmet eden yöneticileri yıllar sonra yaptıkları konuşmalarla değil; bıraktıkları eserlerle hatırlar.
Geçmişe baktığınızda Hacı Ali Özal, Ali Sezal’ın, Hanefi Mahçiçek, Mustafa Poyraz, Fatih Mehmet Erkoç, Hayrettin Güngör, Necati Okay… Onları konuşmalarıyla değil “Allah razı olsun” dediğimiz hizmetleriyle ya da yanlışlarıyla anıyoruz.
En büyük ilçemiz Onikişubat da bugün tam böyle bir dönemin içinden geçiyor. Bir tarafta 6 Şubat depremlerinin açtığı derin yaralar, diğer tarafta yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehir…
Böylesine zorlu bir süreçte belediye başkanlığı görevini üstlenmek, sıradan bir idarecilik değil, aynı zamanda geleceği yeniden inşa etme sorumluluğunu omuzlamak anlamına geliyor.
Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş’ın yaklaşık iki yıllık görev süresine baktığımızda dikkat çeken ilk unsur, belediyeciliğe yalnızca siyasi bir bakış açısıyla değil, mesleki bir perspektifle yaklaşmasıdır.
Çünkü o, belediye başkanlığı koltuğuna oturmadan önce yıllarca inşaat mühendisi olarak sahayı tanıdı. Sonrasında Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu Başkanlığı görevinde şehrin geleceğini şekillendiren en önemli kararların içinde yer aldı.
İmar komisyonları sadece ruhsat konuşulan masalar değildir. O masalarda şehirlerin otuz, kırk hatta elli yıllık kaderi çizilir.
Hangi bölge nasıl büyüyecek?
Nerede yeni yaşam alanları oluşacak?
Afet riskleri nasıl azaltılacak?
Şehir hangi istikamete gelişecek?
Bütün bu soruların cevabı o masalarda aranır.
İşte bugün Onikişubat’ta gördüğümüz birçok uygulamanın arkasında, yılların oluşturduğu bu şehircilik birikiminin izlerini görmek mümkündür.
Deprem sonrası Yerinde Dönüşüm Ofisi’nin kurulması, imar uygulamalarında vatandaşın önünü açan düzenlemeler, güvenli yapılaşmayı önceleyen anlayış… Bunlar günü kurtarmaya yönelik hamleler değil, geleceği planlayan adımlardır.
İyi bir belediye başkanı olmak için sadece bütçeyi yönetmek yetmez.
Şehri okuyabilmek gerekir.
Toprağı tanımak gerekir.
Halkın içinde olmak, insanı anlamak gerekir.
Ve en önemlisi, yarını bugünden görebilmek gerekir.
Hanifi Toptaş’ın en dikkat çeken yönlerinden biri de hizmet anlayışını şehir merkezinin sınırlarına hapsetmemesidir.
Onikişubat, Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük ilçelerinden biridir. Böyle bir ilçede belediyecilik; sadece bulvarlara asfalt dökmekle, merkezde park yapmakla ölçülemez.
Gerçek belediyecilik, dağın eteğindeki mahalleye de aynı hassasiyetle ulaşabilmektir.
Son iki yılda kırsal mahallelerde gerçekleştirilen yol, asfalt ve altyapı çalışmaları bunun en somut örneklerinden biridir.
Çünkü kırsala yapılan yol, sadece ulaşımı kolaylaştırmaz.
Üretimi destekler.
Çiftçiyi güçlendirir.
Göçü azaltır.
Çocukların eğitime erişimini kolaylaştırır.
Sağlık hizmetlerine ulaşımı hızlandırır.
Kısacası bir yol, bazen bir mahallenin kaderini değiştirir.
Yerinde kalkınma anlayışı da tam burada önem kazanıyor.
İnsanları doğdukları topraklarda tutabilmek, üretmeye devam etmelerini sağlamak ve kırsalı yaşatmak, sadece bugünün değil Türkiye’nin geleceğinin de en önemli meselelerinden biridir.
Merkez güçlenirken kırsalın ihmal edilmediği bir belediyecilik anlayışı, şehrin bütününe değer katar.
Elbette yapılacak daha çok iş var.
Tamamlanacak projeler, çözülecek sorunlar mutlaka olacaktır.
Ancak hakkaniyetli olmak da gerekir.
Henüz iki yıllık bir görev süresinde, depremin ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir ilçede teknik bilgiyle idareciliği buluşturabilmek kolay değildir.
Şehirler bazen betonla büyür.
Ama medeniyet; akılla, planlamayla ve vizyonla yükselir.
Bugün Onikişubat’ta atılan adımların gerçek değeri belki yıllar sonra daha net anlaşılacaktır.
Çünkü bazı hizmetler seçim dönemlerinde alkış alır…
Bazıları ise gelecek nesiller tarafından hayırla anılır.
Asıl başarı da işte budur.