Dün akşamüstü iki şirin insan geldi. ‘Merhaba, iyi akşamlar!’ dediler, ‘Merhabalar, iyi akşamlar… Hoş geldiniz’ dedim ve ekledim:
- Buyrun efendim.
- Biz bir konuda fikrinizi almak için geldik!
- Dinliyorum efendim.
- İnsanlar neden yola tükürür?
Cevap veremedim.
**
İki hanımefendinin ayrılmasından sonra da Fahri Kurt teşrif ettiler.
Gazetemizin köşe yazarlarından olan Fahri Kurt, aynı zamanda bir lisemizde edebiyat öğretmenliği yapıyor.
Kendisi batı köylerinden (pardon kasabalarından) olunca da bir yakınlık oluyor.
Ben Sırlıyım, o da Dönüklü’den.
Hemen sordum:
- Hocam, insanlar neden yola tükürür?
- Ot attıkları için..
Aslında aynı cevabı ben de o iki hanımefendiye söylemek istemiştim ama, söyleyememiştim.
Çekinmiştim.
**
Gerçekten ilginç bir soru:
- İnsanlar neden yola tükürür?
El cevap:
“Bu bir kültür olayıdır. İnsanların yaşam kalitesi yükseldikçe bazı alışkanlıklardan vazgeçerler. Kalitesiz bir yaşam her türlü olumsuzluğu beraberinde getirir”
Başka izah tarzı var mı?
Bence yok.
**
Kahramanmaraş’ın il nüfusu 1 milyonun üzerinde, merkez ilçe nüfusu köyleri ile birlikte 500 binin üzerinde.
Bir istatistik yok.
Bir araştırma yok.
Tahminlere göre insanımızın kırsalda ve varoşlarda çoğunlukta olmak üzere yüzde 50’si ot kullanıyor.
Hani bildiğimiz Maraş (Ağız) Otu.
Küçük yaşta başlanan bu bağımlılık, tükürmeyi de beraberinde getiriyor.
O atanı anlarsınız belki (anlamak mümkün değil de); peki ot atmadan yolda giderken tüküren, sümsüren insanlara ne demeli?
**
Bu konuda sivil toplum kuruluşlarımıza büyük görev düşüyor.
Kahramanmaraş’taki platformlara görev düşüyor.
Bir araya gelip, ‘yere tükürmeyin’ kampanyası başlatılabilir. Bu konu ile ilgili hazırlanacak bildiriler, broşürler dağıtılır. Güçlü bir kamuoyu oluşturulur, insanlar bilinçlendirilir.
Olur mu?
Neden olmasın ki…
Bir mavi kapak hastalığına tutulan ve hemen hemen her yerde mavi kapak toplayan insanımız, bu kampanyayı da çok tutar.
**
“Bu kampanyaya start verecek bir sivil toplum kuruluşu var mı?” derseniz, işte orada durulması gerekir.
Çünkü bizim sivil toplum kuruluşlarımızın birçoğu yerelden çok genele bakıyor.
Sosyallikten çok, medyatikliğe bakıyor.
Değil mi yoksa?