Bu yazımı bit yavrularına ithafen yazıyorum. Adam olanlar üstüne alınmasın.

Üç kuruşluk çıkar için kırk takla atanlara,

Beleş mezar bulsa girecek olanlara,

Tek ayaküstünde kırk tane yalan söyleyip, çıkar ve menfaati uğruna adamı, en yakın arkadaşlarını ve memleketi satmaya hazır olanlara,

Kişilik fukarası, insanlıktan nasibini almamışlara,

Kimlik- kartvizit peşinde koşanlara,

Kuru fasulye misali kendini nimetten sayanlara,

Kraldan çok kralcı geçinip kendini dev aynasında gören çapsızlara,

İnsan silüetinde aramıza karışmış asalaklara,

Yüze dost görünüp arkadan kuyu kazanlara,

Dost dediği insanların arkasından atıp tutanlara,

Bir takvim, bir ajandaya tav olanlara,

Terbiyesiz bir tutumla kendini zorla adam yerine koyduranlara,

“Ben kimsenin ayağına gitmem! Ben ayağıma getiririm!” diye böbürlenen ahmaklara,

Görgüsüzlüğü marifet sayanlara,

Adam olanın bünyesinde parazite yer olmazken, adam olduğunu iddia eden parazitlere,

Argoyu lisan etmiş terbiyesizlere,

İşi bitene kadar selam verenlere,

Ben her işi yaptırırım diye kibirlenen zübüklere,

Güç etrafında pervane olup fırıldak gibi dönenlere…

Kısacası bit yavrularına Âşık Rifat Kurtoğlu’unun ‘Bey Sanmasın Kendini’ adlı şiirini gönderiyorum: 

“Ordan burdan peydahlanan kürükler,
Katır gezip tay sanmasın kendini.
Yağmur yağıp kapandıkça yarıklar,
Dürzü deyyus bey sanmasın kendini.”

***

Utanç sebebisiniz..

Kendinize çeki düzen verin.

Bit yavrusundan adam olmaz ama olabildiğiniz kadar ‘Adam’ olun.