google-site-verification: googlea7c4f05a10078e93.html

Koç; Kadına Yönelik Şiddet Toplumsal Bir Sorundur

DEVA Partisi Kahramanmaraş İl Kadın Politikaları Başkanı Hatice Koç; “Toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal adalet ve güçlü bir toplum için kadının sosyal ve ekonomik durumunun güçlendirilmesi bir zorunluluktur.”

Koç; Kadına Yönelik Şiddet Toplumsal Bir Sorundur

DEVA Partisi Kahramanmaraş İl Başkan Yardımcısı ve İl Kadın Politikaları Başkanı Hatice Koç, partisinin kadınlara yönelik politikalarını anlattı.

Koç, partisinin Genel Merkezi Kadın Politikaları Başkanlığı, “DEVASAL Çözümler” adı altında 2. Çalıştayı Adalet ve Hukuk Politikaları Başkanlığı ile yaptıklarını, kadına şiddetle mücadele konusunda son derece karalı olduklarına dikkat çekti.  

Öncelikle 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yaptıkları çalışmalardan söz eden Koç; “DEVA Partisi Kahramanmaraş İl Başkanlığı ve İl Kadın Çalışmaları organizasyonu ile Şelale Park Önünde stant kurarak, şiddete karşı “DUR” bir kez daha dedik ve temsilen, el boyaları ile tuallere yansıttık.

Kadın- erkek Kahramanmaraşlıların yoğun ilgisi ve katılımı ile etkinliğimizi tamamladık.

Tüm illerde DEVA Partisi Kadın Çalışmaları Başkanlıkları farklı etkinliklerle 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde farkındalık oluşturdular.  

Etkinliğe katılan kadınların birçoğunun farklı türlerde şiddete maruz kaldıklarını ifade etmeleri konunun ciddiyetini bir kez daha göstermiştir” dedi.  

KADINLARIN YAŞAM HAKLARI VAHŞİCE ELLERİNDEN ALINMAKTA

Yapılan araştırmalara göre kadına yönelik şiddetin ciddi boyutlarda olduğuna dikkat çeken Koç; “Aradan geçen yıllara rağmen kadınlar; halen toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, erkek şiddetine, cinsel şiddete, aile içi şiddete, ekonomik şiddete, psikolojik şiddet ve tacize maruz kalmaktadır. Bunun yanında en temel insan haklarından yaşam hakları vahşice ellerinden alınmaktadır. Ülkemizde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) tarafından; 2014 yılında gerçekleştirilen Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre her 10 kadından yaklaşık dördü, eşi veya birlikte olduğu erkeklerin fiziksel şiddetine; %44’ü psikolojik şiddete; %30’u da ekonomik şiddete maruz kaldıklarını beyan etmişlerdir. 2020 yılında Türkiye genelinde 373 kadın öldürülmüş, 263 kadın ve aile bireyi ise yaralanmıştır. 2021 yılının Kasım ayının ortasına kadar da öldürülen kadın sayısı 345’i bulmuştur.

Yapılan akademik çalışmalar ve araştırmalarda Kadına yönelik şiddetin gelir dağılımında adaletsizlik ve eğitim seviyesinin düştüğü toplumlarda artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Saha çalışmalarında, muhtarlarla görüşmelerimizde kendilerine başvuranların, aile içi şiddet ve boşanma başvurularında geçim sıkıntısı yaşayan ailelerin yoğunlukta olduğu iletilmiştir. Bu görüşmelerde tespit ettiğimiz bir husus da kadının toplumdaki görev ve rolleri konusunda hala tutucu bir zihniyetin olmasıdır. Kadının ekonomik özgürlüğünün artmasının boşanma sebebi olarak savunulması da bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. Bu zihniyetin oluşmasında hükümetin politikalarının da payı büyüktür. Çünkü bu sorunu çözmek yerine bazı tarafları memnun etmek ve oy kaygısı ile hareket ettiğini görmekteyiz. Oysa ki toplumsal bir sorunumuz olan ve son yıllarda da artış gösteren kadına yönelik şiddet siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Toplumun bütün kesimleriyle ortak mutabakat ile kapsayıcı politikalar ve kanunlar ile bir an önce uygulamalara geçilmelidir.

‘HÜKÛMET, KADINA KARŞI SORUMLULUĞUNDAN VAZGEÇMİŞ’

Kadına yönelik şiddet ile ilgili bugüne kadar en önemli ve yaptırım gücü olan uluslararası düzenleme; “Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi”dir. İç Hukukumuzda İstanbul Sözleşmesi’nin yansıması olan 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” 2012 yılında kabul edilmiştir. Hükümetimiz bu kanun ile kadına yönelik şiddetle mücadelede “şiddete sıfır tolerans” prensibi ile hareket edeceğinin sözünü vermişse de sözünü tutmamış, kadına karşı sorumluluğundan vazgeçmiş ve ne yazık ki 20 Mart 2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’ni fesih etmiştir.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN TEKRAR TARAFI OLACAĞIZ’

Biz DEVA PARTİSİ olarak İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. İktidara geldiğimizde İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar tarafı olacağız. 6284 sayılı Kanunu, İstanbul Sözleşmesi’ne göre yeniden uyarlayarak kırılgan gruplar ile ilgili ek bir düzenleme yapacak, Kanunun EN ETKİN biçimde uygulanmasını sağlayacağız. Türk Ceza Kanunu’nda ve İnfaz yasasında, değişiklikler yapacak ve kadına yönelik şiddet ile ilgili olarak caydırıcı cezalar öngöreceğiz. Kadına yönelik şiddet ile ilgili koruyucu tedbir kararları verilmesi sonrasında işlenen suçlarda; denetimli serbestlik, iyi hal, haksız tahrik gibi tedbir ve ceza indirimlerinin uygulanmasını engelleyeceğiz.

‘CEDAW SÖZLEŞMESİNİ ETKİN BİÇİMDE UYGULAYACAĞIZ’

Türkiye’nin de taraf olduğu CEDAW Sözleşmesinin etkin biçimde uygulanmasını sağlayacağız. Cezaevlerindeki kadınların yaşam koşullarını ve ihtiyaçlarını temel hak ve özgürlükler kapsamında iyileştirecek, yasal ve yapısal her türlü gerekliliği yerine getireceğiz. Kadınların siyasette erkeklerle eşit bir şekilde yer alabilmeleri için, pozitif ayrımcılık dahil olmak üzere her türlü önlemi alacağız. Bu yönde geliştirilecek projeleri destekleyerek kadınların daha fazla iş, sosyal ve siyasi hayatta yer almalarını sağlayacağız. Kadın istihdamını artıracak, eşit işe eşit ücret alınmasını sağlayacağız. Biz DEVA Partisi olarak her türlü şiddetle mücadele için; STK’ların güçlendirilmesine destek verecek, özellikle Kadın Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte mücadele verecek, ortak akıl ve istişare ile projeler üretip uygulanabilirliğini sağlayacağız.

DEVA Partisi olarak kadının eğitiminin, çalışma imkanlarına erişiminin, psikolojik taciz ve şiddete karşı korunmasının, kanun önünde eşitliğinin ve toplumsal hayatın her alanında karar alma ve yönetim mekanizmalarına etkin katılımının sağlanmasının hayati öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Çünkü toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal adalet ve güçlü bir toplum için kadının sosyal ve ekonomik durumunun güçlendirilmesi bir zorunluluktur.

Bu doğrultuda yapılması gereken çok sayıda düzenleme ve alınması gereken önlemler olduğunun, çözüm için atılması gereken ÇOK YÖNLÜ (ekonomik, sosyal, eğitim, hukuki), ÇOK AKTÖRLÜ (idari makamlar, STK’lar, kolluk, yargı vs.) ve ÇOK AŞAMALI (acil olanlar, orta ve uzun vadede yapılması gerekenler) adımlar olduğunun bilincindeyiz.

Tam da bu sebeple geliştireceğimiz politikaların gerçekçi, kendi içinde tutarlı ve birbiriyle uyumlu çalışmalar olmasını çok önemsiyoruz.

DEVA Partisi Kadına yönelik her türlü şiddetin bir İnsan hakkı ihlali bilinciyle, samimi ve kararlı olarak çözüm odaklı yaklaşmaktadır. Bu bilinçle DEVA Partisi Genel Merkez Kadın Politikaları Başkanlığı, DEVASAL Çözümler adı altında 2.Çalıştayını Adalet ve Hukuk Politikaları Başkanlığı ile yaparak bu şiddet konusunda kararlılığını göstermiştir. 25 Kasım’dan bir gün sonra Kadın için Adalet raporu, 26 Kasım günü Genel Başkanımız Ali Babacanın da katılımı ile basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaşıldı.

Bu amaçla DEVA Partisi Kadın Politikaları ile Hukuk ve Adalet Politikaları iş Birliğinde düzenlenen çalıştay doğrultusunda üç konuda hedefler belirledi. Kadına yönelik şiddetle mücadele, kadınların eşit haklara sahip olması ve ceza infaz sisteminin muhatabı olan kadınların sorunları ve çözüm önerilerini içermektedir” dedi.

Koç, Çalıştayın sonuç bildirgesini özet haliyle şu şekilde paylaştı:

Etkin bir bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyeti

Kadına şiddetin temelinde yatan zihniyetin dönüşümü için   eğitim alanındaki reform ve planlamaları ilkokuldan başlatacağız.

Lise vb. okullarda sosyal bilgiler dersi müfredatına Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimi dersini ekleyeceğiz.

Üniversitelerde seçimlik ders olarak var olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimi dersini zorunlu ders olarak tüm üniversitelerde ve tüm bölümlerde müfredata alacağız.

Şiddete uğrayan kadınlar ve kadın cinayetleri veri kayıt sistemi oluşturacağız.

“Kadın Hukuk Danışma Birimleri” kuracağız.

“Ücretsiz Aile Danışmanlığı Merkezi” kuracağız.

Mağdura doğru ve makul yaklaşımı sağlayabilmek için, kadına yönelik şiddet alanında doğrudan yahut dolaylı olarak görev alan tüm idari ve adli personel ile kolluk güçlerinin ve bekçilerin meslek içi eğitime tabi tutacağız. (Kadınla ilgili tüm idari ve adli personel ile kolluk güçlerinin ve bekçilerin meslek içi eğitime tabi tutacağız.

Koruyucu önleyici tedbirler

İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar tarafı olacağız.

6284 sayılı kanunun etkin kullanımını sağlayacağız

Kadın sığınma evi sayısını ve kapasitelerini arttırarak, hizmetleri iyileştirici kriter ve standartlar belirleyeceğiz.

Hayati tehlikesi olan kadın ve çocukların sığınma evinden çıktıktan sonra da güvende olmasını sağlamak üzere düzenli kontrol ve denetim tedbirleri uygulayacağız.

(Hayati tehlikesi olan kadın ve çocukların güvende olmasını sağlayacağız.)

Kadın Acil Destek Uygulaması (KADES) yardım hattındaki eksiklikleri gidereceğiz. 155 Acil Destek Hattı ile entegre edeceğiz.

Ülkemizde konuşulan dilleri temsil eden, çok dilli sesli çağrı sistemi ile tehlikede olan kadına hızlı ve etkin cevap verilmesini sağlayacağız. (Tehlikede olan kadına hızlı ve etkin destek sağlayacağız)

Elektronik takip sisteminin ülke çapında her ilde uygulanmasını sağlayacak, koruma tedbirini etkin hale getireceğiz. (Koruma tedbirlerini etkin hale getireceğiz.)

Şiddet uygulamadan dolayı ceza alanların silah ruhsatlarını geçici olarak askıya alınması veya kalıcı olarak iptal edeceğiz.

Şiddet mağdurlarının bürokrasiye takılmadan avukat atamasının yapacağız.

Hızla koruyucu tedbirlerin alınacağı “tek kapı sistemi”ni hayata geçireceğiz.

Şiddet faillerinin ücretsiz “öfke kontrol terapileri” alabilmeleri için “Öfke Kontrol Terapi Merkezleri” kuracağız.

“Adalete Erişim Hakkı” ve “Etkin ve Caydırıcı Yaptırım” ilkelerinin işlerliğinin arttırılması

Caydırıcı cezalar getireceğiz

Koruyucu tedbir kararı sonrasında işlenen suçlarda; denetimli serbestlik, iyi hal, seçenek yaptırımların uygulanmasını engelleyeceğiz.

(Denetimli serbestlik, iyi hal, seçenek yaptırımlarını sınırlandıracağız.)

Türk Ceza Kanunu’nun kapsamı dışında kalan ısrarlı takip durumlarını da kapsama dahil edeceğiz. (Israrlı takibi şiddet kapsamına dahil edeceğiz)

Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için, öngörülen paraya çevirme veya erteleme cezalarını kaldıracak, derhal infazlarını sağlayacağız.

Çocuk mahkemeleri ve aile mahkemelerini güncel ihtiyaçlara uygun güçlendireceğiz.

Savcılık uygulamalarına standartlar getirecek mağdurun eksiklik nedeniyle defalarca ifade vermesinin önüne geçeceğiz. (Mağdurun defalarca ifade vermesinin önüne geçeceğiz.)

Adli kollukta alınan ifadelerin mevcut delillerle birlikte hızla savcılığa iletilmesini sağlayacağız.

Uygulama sürelerine ve kriterlerine itibar etmeyen personel hakkında gerekli tedbirleri alacağız.

Nafaka ödemekten kaçınan kişi için etkin yaptırımlar uygulanması yönünde yasal düzenlemeler yapacağız. (Nafaka ödemekten kaçınan kişi için etkin yaptırımlar getireceğiz)

Velayette psikolog raporu alınması sağlayacağız.

Cezaevindeki kadınların infaz ve fiziki koşullarını nasıl iyileştireceğiz?

Cezaevlerindeki kadınların yaşam koşullarını ve ihtiyaçlarını temel hak ve özgürlükler kapsamında iyileştireceğiz.

0-6 yaş çocuğu olan kadının cezasına erteleme imkanı getireceğiz

Çıplak arama uygulamasına son vereceğiz.

Güncelleme Tarihi: 30 Kasım 2021, 11:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1324

banner1319

banner1323

banner1318