Bahtiyar Dert

Pars’ın kaleminden Türk’ün derdi…

Bahtiyar Dert

Bahtiyar Dert

Varoluşsal bir sızlamayla acı içinde gözlerini açtı.

Aysız tam karanlık demlerde, insanın içine düşen özgün dertler vardır. Dertlerin tekamülü bu cihette olsa gerek ki; sağlıklı bedenlerde sağlıksız acılara tabi kalıyordu. Uzandığı yatağından ruhsal bir acının bedende nüksetmesiyle kalktı, bir sigara yaktı.

Hayır, ağrıları dinmiyordu..

Ağrılar mazideydi. Türk mazisinde…

Atalarının bahşettiği yurt ne haldeydi! Yenilgiye müsait olmayan kaderine rağmen, düşen bu devlet… Türk Devleti olamazdı anlıyor musunuz?

Yargı yargısız beyinlerin tekelinde yok oluyordu. Askerlik ruh olmuş adamlarda kalıyordu. Kanla kazanılmış kutsal topraklar, nasıl bir oyunun içindeydi?

Birçok hekimin bir deva bulamaması üzerine, nefesinin kesildiği, şiddetli kas ağrıları çektiği, ruhen alevlere atılıp; hüzün dağlarında naralar attığı bu usun çözümünü ünlü Türk Ruh Kurulu üyelerinden İlteriş Türk’ün mekanında bulmak ümidiyle, yola koyuldu.

Geçmişi, Pamir dağlarının eteklerinde Turan’a kanat çırpan Enver’den..

Türk istiklalinin başbuğu Atatürk’ten..

Attila’dan gelen bu milletin duyarsızlığı, filhakika insanı yorardı. Peki derdi bayrak olanın devası mı olurdu hiç? Bilinmez…

Diyartunç vilayetinden 21 koduyla Fatih’in temsilini almış bulunan İlteriş Türk’e görünmek üzere; onun kapısını çaldı, içeri girdi. Ve selam dahi vermeden hızla atıldı:

“Benim fiziksel sorunum yoktur sayın İlteriş. Çektiğim bedensel sıkıntıların yegane temeli vatan sıkıntısıdır. Yok mudur bunun bir devası?...”

Derince baktı İlteriş Türk. Ve o derinlikte konuştu:

“Ben de bu dertten yıllardır muzdaribim...

“O zaman,” dedi.

“Anlarsın beni. Beynim karıncalanıyor. Ruh kökün sancılanıyor. Bir ses yükseliyor taa derinlerde.

Çığlık çığlığa...”

İlteriş Türk “ ve sorular soruları kovalıyor,” diye ekledi. Sonra devam etti:

“Bir Türk’ün tek derdi budur. Devası of çekip isyan mıdır? Devası ebediyettir. Senden bu derdi alırız.
Derin bir “of” çekerek devam etti…

Yani Türklüğünü, insan olma sebebini alırız!

Yahut bu güzide derdi saklarsın, buradan çıkar ve vatan derdini haykırırsın.

Tüm gençliğe…

Unutma ki deva anlatmaktır, anlat ki anlaşıl, anlaşıl ki kurtar.

Türk’ü kurtar…”

“Yeniden!” demek suretiyle Türklüğün ulu ruhunu dalga dalga yaydı Türk topraklarına. İşte bahtiyarlık buydu.

Başkasına deva ol ki, o vatan olsun, olsun ki ruh mesut olsun.. Türk ırkı sağ olsun!…

İlteriş, hasta diye gelen dostu Parsa; derin bir bakış fırlattı.

Sonra sözler acı bir inlemeyle döküldü dilinden.

“Senin derdin ADAMLIK” Bu derde deva bulunmaz.

Derdin kutlu olsun! PARS

Yazan: Pars

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER