Kuruçay: Elazığ’daki Deprem Kahramanmaraş’ta Olsaydı?

Elazığ’da yaşanan depremin ardından gözler bu depremi üreten Doğu Anadolu Fayının yaklaşık 10 km yakınında bulunan Kahramanmaraş’a çevrildi. Jeoloji Mühendisleri Odası Kahramanmaraş İl Temsilcisi Mehmet Kuruçay, bir an önce Kahramanmaraşlar ilgili gerekli ciddi çalışmaların yapılması konusunda yetkilileri uyardı.

Kuruçay: Elazığ’daki Deprem Kahramanmaraş’ta Olsaydı?

Jeoloji Mühendisleri Odası Kahramanmaraş İl Temsilcisi Mehmet Kuruçay ile Kahramanmaraş’ın depremselliğini, olası bir depreme hazır mıyız, riskli bölgeler nereler ve neler yapılması gerektiğini konuştuk.

“Bir düşünün, Elazığ’da yaşanan 6,8 şiddetindeki depremin çok yakınımızdan geçen aynı Doğu Anadolu Fayının Türkoğlu Gölbaşı arasındaki 507 yıldan beri büyük deprem üretmeyen segmentinde olsaydı ne yapardık ve ne olurdu düşünmek dahi istemiyorum” diyen Kuruçay, durumun ciddiyetine dikkat çekerek: “Depremin ne zaman olacağını gününü saatini bilemiyoruz. Dünyada böyle bir teknoloji şimdilik yok. Ama nerede olacağını biliyoruz. Dünyada ve ülkemizde yaşanan depremlerde en çok hasarların, maddi ve can kayıplarının hangi tür zeminlerde ve yapılarda olduğunu da biliyoruz. Depremi günlük bir olay gibi yaşayan ülkeler gerekli tedbirleri ve teknolojileri en ileri düzeyde kullanarak zararı azaltmak için azami hassasiyet göstermektedirler. ABD’de Kaliforniya’daki San Andreas fayının bulunduğu bölgede fay yasası çıkartılmıştır. Tehlikeli bölgelerde ki yapılaşma fay kanunuyla düzenlenmiştir. Felaketi yaşayan ülkeler aynı felaketi bir daha yaşamamak için her şeyi planlamaktadırlar” dedi.

Kahramanmaraş’ın depremselliğini anlatan Kuruçay; “Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Nerede bir deprem yaşansa, depreme hazır mıyız, ne zaman olur, ne kadar zarar görürüz, nasıl hazırlanırız gibi sorular aklımıza geliyor. Her şey konuşuluyor işin ciddiyeti anlatılıyor. Bir hafta on gün bir ay gibi kısa zaman sonra bu konu maalesef unutuluyor.

Deprem Dünyanın, Türkiye’nin ve de Kahramanmaraş’ın bir gerçeğidir.  Yeryüzü büyük ve küçük kıtalardan levhalardan oluşmuştur. Bu kıtalar ve levhaların sürekli olarak birbirine göre hareket etmekte olduğu sıkışma ve açılma rejimleriyle yeryüzünün sürekli şekillendiği bilimsel bir gerçektir. Kıyamete kadar bu gerçek değişmeyecektir.

 Üzerinde bulunduğumuz Anadolu Levhası da Arabistan Levhası tarafından sürekli sıkıştırılmakta ve Anadolu Levhasını batıya doğru her yıl yaklaşık 20-25 mm kaydırmaktadır. Bu sıkışmadan dolayı Anadolu üzerinde bulunan Doğu Anadolu Fayı, Kuzey Anadolu Fayı ve Ege Graben sistemi üzerinde sürekli enerji birikmesine neden olmaktadır. Biriken bu enerjide deprem olarak ortaya çıkmakta ve hasar oluşturmaktadır.  Deprem basit bir doğa olayıdır. Açık alanda bir insana hiç zarar vermez 7.5 şiddetindeki bir depremin arazi üzerindeki izi bir traktörün araziyi kazarken yaptığı iz kadardır. Ama binalardaki iz çok çok kötüdür. Yani bina olursa ve yıkılırsa insanlar hayatını kaybetmektedir.

Doğu Anadolu fayının Türkoğlu Gölbaşı arasındaki yaklaşık 100 km’lik kısmında tarihsel olarak yapılan araştırmalarda 1513’te 7.4 şiddetinde bir deprem olduğu bilinmektedir.

Doğu Anadolu fayı üzerinde Malatya, Elazığ ve Bingöl de depremler oldu. Doğu Anadolu Fayının bu kısımlarında depremler meydana geldi. Ancak yaklaşık 507 yıldan beri Doğu Anadolu Fayının Türkoğlu-Gölbaşı arasındaki segmentinde deprem meydana gelmedi. Bu kadar zamandan beri de enerji birikiyor.  Bilimsel olarak biriktiği kesin olan bu enerji muhakkak bu segment üzerinde meydana gelecek bir depremle muhakkak açığa çıkacaktır.  Deprem dalgalarının hızları yaklaşık 5-6 km /saniyedir.  Bu faya şehrimiz kuş uçuşu 10-11 km civarındadır. Yani basit hali ile bizim Kapıçam ormanları dediğimiz parkın hemen öbür tarafından geçmektedir.  Yani deprem olduğu anda 2-3 saniye içerisinde Kahramanmaraş’ı etkileyecektir.

Yaklaşık 300 km uzağımızda olan 6.8 büyüklüğündeki depremde herkes evini terk etti sokağa çıktı. Bu 6.8 şiddetinde deprem Kapıçam’da ya da Türkoğlu’nda olsa biz nasıl etkilenirdik bir an düşünün ” diyerek durumun vahametini işaret etti.

Depremin değil de binaların öldürdüğüne bir kez daha dikkat çeken Kuruçay; “Deprem açık alanda hiç kimseye bir şey yapmaz. Yeryüzü üzerindeki 7.5 şiddetindeki bir depremin izi sadece bir traktörün sürdüğü iz gibidir. Ancak insanları binalar öldürüyor. Biz bu gerçeği bilerek, önlemlerimizi almalıyız ” dedi.

1999 MARMARA DEPREMİ TÜRKİYE İÇİN MİLAT OLDU

1999 Marmara depremleri Türkiye için bir milat olduğunu belirten Kuruçay; “1999’da yaşanan Marmara depremi bize çok büyük ders oldu.  Gördük ki alüvyon zeminler üzerine yani zayıf zeminler üzerine inşa edilen yüksek katlı binalar, fabrikalar yıkıldı insanlar hayatını kaybetti. Zemin etütlerinin ne kadar önemli olduğunu maalesef yaşadığımız acılarla öğrendik.

TMMO Jeoloji Mühendisleri Odası olarak ve Üniversitemizle birlikte 2004 yılında tüm ilgili kurumlarında katıldığı Kahramanmaraş’ın Depremselliğinin masaya yatırıldığı bir konferans düzenledik. Kahramanmaraş’ın depremselliği hakkında tüm bilim adamları konuştu. Daha sonraları Valilik, Belediye, TMMO ve üniversitemizde dahil tüm kurumlar değişik zamanlarda konferanslar tertip ettik. Konuşulan her zaman Kahramanmaraş’ın depremselliğinin önemi oldu. Jeoloji Mühendisleri Odası Kahramanmaraş İl Temsilciliği olarak  görsel ve yerel basın aracılığıyla tüm depremlerin yıl dönümlerinde aynı hatırlatmaları yaptık. Kahramanmaraş’ın depremsellik açısından  çok ciddi bir noktada olduğunu belirtmediğimiz , konuşmadığımız işaret etmediğimiz bir deprem gerçeği kalmadı.

ŞİDDETLİ BİR DEPREMDE HASTANELER RİSK ALTINDA MI?

Olası bir depremde hastanelerimizin durumun ne olacağını sorduğumuz Kuruçay: Hastaneler depremde kesinlikle hasar görmeden yıkılmadan ayakta durması gereken en önemli binalardır. Burada hayat kurtaran hassas cihazlar, elektronik malzemeler gibi hayati önemi olan malzemeler vardır.

Necip Fazıl Şehir Hastanesi yapılmadan önce biz Jeoloji Mühendisleri Odası olarak ısrarla aktif bir fay hattına 2 km mesafede olan bir yere hastane yapmanın doğru olmadığını belirterek düşüncelerimizi aktardık oraya yapılmamasını söyledik. Resmi kurumlarda maalesef şöyle bir yanlışlık yapılmaktadır. Hazine arazisi olsun da neresi olursa olsun idare mantığı var. Hazine arazisi diye gidildi oraya hastane yapıldı.  

Bu gibi inşaatların yer seçimi yapılırken hazine arazileri öncelikle değerlendirilir. Bu doğrudur da. Ancak hastane, okul resmi kurum gibi stratejik önemi olan binalarda böyle uygulama olmaması gerekir. Hastane yapacağımız arazide hazineye aittir diye uygunluğunu tartışılmadan karar vermek çok yanlıştır.

Buna rağmen yapıldığı taktirde de binanın anakaya üzerine oturtulması, yüksek katlı olarak yapılmaması, depremle ilgili tüm hassasiyetlerin önemle göz önünde bulundurulması için ikazlarda bulunduk. İnşallah belirttiğimiz bütün hassasiyetler gösterilerek hastane inşa edilmiştir. Ki bunun ihmali kesinlikle söz konusu olmaması gereken bir konudur. Yapılan ikazlar ve mühendislik parametreleri dikkate alındımı, teknolojik imkânlardan faydalanıldı mı temel ne durumda bilmiyorum. İnşallah gerekli önlemler alınmıştır diye düşünüyorum.

Şehrimizde en sağlam binalardan biri Büyükşehir Belediyesi. 7-8 metre açılan temel sonrasında kazıklar yapılarak o kazıkların üzerine oturtularak yapılmıştır. Özel İdare binamızda yine en sağlam binalarımızdan. İşte alüvyon zemin üzerine bina yapılacaksa bu binalar örnek alınmalı” dedi.  

KAHRAMANMARAŞ DEPREME HAZIR DEĞİL

Kahramanmaraş’ın depreme hazır olmadığının önemle altını çizen Kuruçay, neler yapılması gerektiği konusunda da şu şekilde konuştu: “Bu anlattıklarımı insanları korkutmak için anlatmıyorum. Bilimsel bir gerçeği ortaya koymak ve önlem alınması gerektiğini anlatmak için söylüyorum.

Şuanda Kahramanmaraş Türkiye’nin en hassas noktalarından biri. Güzel bir hadisi şerif vardır ya, ‘hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışmalıyız.’ Biz de yarın deprem olacakmış gibi hareket etmek zorundayız.

Bilimsel gerçek şudur. Depremlerde zayıf zeminlere, alüvyon zeminlere, imara uygun olmayan yerlere inşa edilen binalar yıkılmakta ve insanlar ölmektedir. Yaşanan tüm depremlerdeki tespit budur. Genellikle alüvyon zeminler, taneli zeminler üzerine inşa edilen ve çok katlı yapılan binalar yıkılıyorsa buralara bina yapmamamız gerekir. Eğer alüvyon arazilere, yeraltısuyu seviyesi yüksek olan yerlere ruhsat verildiyse muhakkak yeraltısuyu drenajı yapmak ve binayı kazıklı temeller le desteklemek zorundasınız. 7-8 katlı binalar için ruhsat verdiysek dahi onları iptal etmek zorundayız. Kısacası riskli binaları hasar tespitine göre ya yıkmalıyız ya da güçlendirmeliyiz. 6.8 şiddetindeki bir depremde çürük binalarda yaşayan insanların tamamı risk altındadır.

ZEMİN ETÜDÜ SAĞLIKLI YAPILMALI

Zemin etütleri Kahramanmaraş için çok önemlidir. Maalesef inşaatı yapan müteahhitler zemin etüdü yaptıracağı jeoloji mühendisine bu etüdü kaça yaparsın diye sormaktadır. Bu çok kötü bir yaklaşımdır. Müteahhitler bir jeoloji mühendisine; kardeşim benim binamın zemin etüdünü en hassas şekilde yap parası önemli değil demesi lazım. Yaklaşık 3 milyon TL değerindeki bir binanın zemin etüdü en hassas şekilde yapılsa maliyeti en fazla 5 bin liradır. Müteahhitler bunu bile harcamayı tasarruf saymaktadır. Tabi istisnalar hariç. İşini çok iyi yapanlarda vardır. Yeni yapılacak binalar zemin etütlerine göre projelendirilmeli, zemine taşıyamayacağı yük yüklenmemeli, kat sayısını buna göre belirlenmelidir. Aksi takdirde insanlara yuva değil mezar hazırlarsınız” dedi. 

KENTSEL DÖNÜŞÜM AMACINA UYGUN YAPILMALI

Kentsel dönüşümleri amacına uygun yapılmadığını da belirten Kuruçay; “Kentsel dönmüşüm projeleri; deprem olduğunda riskli olan binaların yıkıldığında insanlara zarar vermemesi için yıkılması ve yerine sağlam zemine sağlam binalar yapmak düşüncesiyle tasarlanmıştır. Ama maalesef kentsel dönüşüm projeleri rantsal dönüşüme çevrilmiştir. Bu sadece Kahramanmaraş’ta değil Türkiye genelinde de böyledir. Çok açık ve net olan bir yanlışlık. 15 Temmuz parkının bulunduğu yer depremsellik açısından riskli diye temizlendi ve park yapıldı. Buranın hemen 100 metre altında 10 katlı imar uygulaması yapıyoruz bunu anlamak mümkün değil. Ayrıca İmar affı ile riskli binalarında iskan alınan binalar incelenmelidir.  Sanayi tesislerimizin bulunduğu alüvyon arazilerde risk taşımaktadır.

İŞTE RİSK ALTINDAKİ BÖLGELER!

Özet olarak Kahramanmaraş’ın büyük bir kısmı özellikle de Bahçeli evler, stadyum çevresi,  ovada oluşan mahalleler yani alüvyonlardan müteşekkil zeminlerin olduğu yerlerdeki binalar, şehrin diğer kesimlerinde dolgu zeminler ve yeraltısuyu yüksek olan yerle önemli risk altındadır” diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER