Türkiye Kıskaç Altında

Sevgili dostlar: eski Başbakanlardan Tansu Çiller , İstanbul mitingine gelerek Cumhurbaşkanına destek vermişti..

    Bugün ise Sabah Gazetesine özel bir röportaj vererek : “ Türkiye Kıskaç Altında “ olduğunu söylemesi beni çok ilgilendirdi..

     Sandığa giderken son bir defa daha düşünmeli... Türkiye siyasi bir boşluğu kaldırabilir mi?

Mesele, kimin neleri yapabileceğidir, bir oy deyip geçmeyin, ülkemizin geleceği çok önemli maceraya kalkacak lüks içinde değiliz..

     Benbiç de Türk Bayrağının dalgalanası, Kandil de ABD ve AB ülkelerinin kurarak desteklediği terör örgütünün lider kadrosunun toplucu öldürülmesi, Zeytin Dalı harekatı, S400 alımı, ABD den F 35 lerin bugün teslim edilmesi ve de ipleri dışarda ki Cumhurbaşkanı  adaylarının 3. Hava limanı projesini iplat edeceğiz dedikleri hava alanına bugün ilk defa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağının inecek olması birilerini çıldırtıyor..

     FETÖ sanıkları ise : 24 Haziran da Ak Parti yenilgisine kendilerini endeksledi ve 25 Haziran da darbe yapacağız diyorlar..

     Tüm bu gelişmeler olurken: Eski Başbakan Tansu Çiller : “ İpleri dışarıda ittifaklar Türkiye için büyük tehlike” demesi çok önemli..

      Asala’ın Büyük Elçilerimizi öldürdüğü o dönemde, Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının Asala’yı bitirmesi, üzerine korku sarması ve sonra bir trafik kazasında ölmesi üzerine, Başbakan Tansu Çiller: “ Bu devlet için kurşun atan da yiyende aynıdır,” diyerek haklı olarak çatlıya sahip çıkması ile yiğit bir başbakan olduğunu göstermişti..

     Sabah Gazetesinden alıntı:

    TÜRKİYE KISKAÇ ALTINDA

     Yenikapı mitinginde verdiğiniz "milli şuur" mesajını açar mısınız?

     Türkiye, çok büyük bir kıskaç altında bir süredir. Bu, FETÖ ile başladı. FETÖ'nün hangi dönemde sinsi hareketini derinleştirdiğini tartışmaktan ziyade, terör çetesi olarak deşifre edilmiş olması önemli. Eğer, 17-25 Aralık sürecinde bu deşifre olmasaydı, 15 Temmuz darbe girişiminin faturası çok fena olurdu. Bu yapının iplerinin dışarıda olduğu çok açık. Türkiye üzerinde de çok büyük bir kıskaç var. Çok tehlikeli bir coğrafyada yaşıyoruz. Nice devlete mezar olmuş bir coğrafya bu. Türkiye de bu tehdit algısını gördü ve önlemini aldı. Fırat Kalkanı ve Afrin Harekatı ile ciddi askeri harekatlar yaptık. Afrin destanı askerle birlikte millet ve devletle yazıldı. Kandil'e operasyon yapıyoruz ki; Kandil'in psikolojik, tarihi ve fiziki anlamı çok önemli. Menbiç'e operasyon çok önemli bir gelişmedir. Ama mesele sadece askeri operasyonla çözülecek durumda değil.

     Ne ile çözülecek peki?

     Bakınız; bir müttefikiniz, ortağınız var bir bakıyorsunuz başka bir konuda karşınıza geçiyor. Karşınızda olan bir ülke de bir başka olayda müttefikiniz durumuna geliyor. Dar bölgede, farklı-değişken ortaklıklar artık söz konusu. Dış politikanın en önemli ayağı terör, terörün en önemli ayağı dış politika. Ayrıca; demokrasi mücadelesini, terörle mücadelenin bir uzantısı olarak da görmek lazım. Yani güvenlik olmadan özgürlük olmaz. Tecrübelerime dayanarak söylemeliyim ki; terörle mücadele sadece askeri mücadele ile olmaz, dış politika ve demokrasi ile de desteklenmesi gerekir. Sorunların üzerine kararlılıkla gitmek şart idi. Dün de öyle idi, bugün de böyle.

      5 BENZEMEZ'İN DERDİ HDP

      Bugün ile kıyasladığınızda gördüğünüz nedir?

      Bugün içeride öyle ittifaklar var ki ipleri dışarıda olan ve bu ipe tutunmaya çalışan ittifaklar bunlar. Seçim sonrasına dönük olarak bakıyorsunuz; bu 5 benzemez ve dışarıdaki 6. ortaklarını (HDP) Meclis'e sokmaya çalışıyorlar ve ipleri dışarıda ona bakarak, tutunarak hareket ediyorlar. Bunların bir araya gelmesi, acil kararlar alması mümkün değil. Ve ben bu durumu; çok büyük bir tehlike olarak görüyorum. Değiştirelim diyorlar; peki yerine ne koyacaksınız? Yerine koyacağınız ittifak, dış politikada, ekonomide, terörde tehlikeyi sona erdirebilecek mi? Tam tersine, daha da tehlikeyi büyüteceği belli.

      İPİN SAHİBİNİN DEDİĞİNİ Mİ YAPACAKLAR

      Bugün muhalefet partilerinin temsilcileri eski sisteme dönüleceği vaadinde bulunuyor. Sizin işaret ettiğiniz sıkıntılar bir anlamda uyarı mıdır?

      Önemli olan, sorunlarınızın çözümünü kime teslim edeceğinizdir. Bugün millet bunu gördü; seçim ile iktidarları değiştirmek mümkün. Ancak, kime teslim edeceğinizi iyi düşünmeniz gerekiyor. Allah korusun, 5 benzemez ile 6'ncı ortak (HDP) mı yapacak Anayasa değişikliğini? Diyelim ki 3'te 2 çoğunluğu elde ettiler, bunlar dışarıda tutundukları ipin sahibinin dediğini mi yapacaklar? Bunların dediğiyle mi referanduma gidilecek? Peki, bu arada terör, dış politika ve ekonominin durumu ne olacak? Kaldı ki bugün; birbirine hiç benzemeyen 5 parçalı ittifak ve içerideki ortakları HDP'nin ayrı ayrı misyonları var. Bunların uyum içinde çalışması, eşyanın tabiatına aykırı bir kere. Acil çözüm, uyum ve sonuç almak mümkün değil. Ben bu tehlikeyi gördüm ve milletime karşı borçlu hissettiğim için bu tavrı aldım. Milli şuurdan kastım budur.

     FETÖ 28 ŞUBAT'IN DA DESTEKÇİSİYDİ

     Siz 28 Şubat post-modern darbesinde demokrasiden yana açıkça tavır aldınız ve aslında bunun siyasi faturasını da ödediniz. 28 Şubat'ta da FETÖ parmağı var mıydı?

      Bu pusu bir süredir devam ediyordu. O zamanki ortağımız Refah Partisi'nden uzak duruyordu FETÖ. 28 Şubat sürecinde dış mihrak desteği de çok açık idi. FETÖ de bu mihraklardan destek alıyordu. Dışarıdan oynanan oyunu, tuzağı görmek lazım. Bakınız; merkez sağın bölünmesi de bu darbelerin sonucudur. 12 Eylül darbesinde AP kapatıldı, bir süre sonra ANAP kuruldu. Sonra Demirel'in yasağı doğru bir şekilde kaldırıldı ama bu iki parti birbirine düşman kardeş oldu. Aynı mahallede ikinci bakkalı açtırdılar ve birbirine düşürdüler. Bir kısır döngü oluştu. 28 Şubat'ta da DYP ve ANAP 2 ayrı yere savruldu. DYP, darbenin mağduru olurken ANAP darbeden yana tavır aldı. Bütün darbelerin altyapısında dış güçler olduğu bir gerçek.

     MİLLETİME GÜVENİYORUM

     24 Haziran seçim sonuçlarına dair öngörünüz nedir?

      Mesele partiler meselesi değil, sistemin nasıl işleyeceğidir. İttifaklar seçim sonrasında da devam edecek. Mesele, neyi kimin yapabileceği, milli şuurdur. Millet sağduyu ile doğru olanı bulacaktır. Sandığa giderken herkes son defa daha düşünecektir. Duygu ve tepkiyle değil, ülkesinin ve milletinin çıkarını düşünerek tercih yapacaktır. Benim meselelerimin çözümünü kim yapabilir? Ülkem bir siyasi boşluğu kaldırabilir mi? Bu refleks ile milletim tercihini yapacaktır. Herkes her şeyi söyler. Millet son sözü söyler. O söz de her sözün üstündedir. Ben milletime güveniyorum.

     Sabah gazetesinde özel haberde böyle diyor Tansu Çiller..

     Sözün özü : Pazar günü oy kullanacağız, Türkiye de istikrarın sürmesi gerekiyor, bu sebeple bir oy bir oy iyi düşünün iyi karar verin, ona buna kızmış olabiliriz, kızmak mı ? önemli ülke mi ? önemli ? meseleye bu gözle bakın !

    Hayırlı günler diliyorum.