Terör sorunu biter mi?

1978’de kurulan ve 1984  yılında kanlı  eylemine başlayan örgütünün 1993 tarihinde belinin kırıldığını ileri süren terör uzmanlarının yanıldığı ortaya çıktı. O günden bugüne ne terör örgütü PKK silah bıraktı ne de asker-polis silahını duvara astı. Çatışmalar sürmekte.

AKP iktidarı ne zaman barıştan söz ediyorsa, biliniz ki bu barış olmayacaktır. Çünkü barışı ne BDP ne de PKK’yı kullananlar istemiyor.

“ Barış neden olmayacaktır?” diye sorarsanız, barış olursa hem PKK hem de BDP biter. Terörden nemalanan BDP ‘nin fonksiyonu azalır, fazla etkili olamaz ve gireceği ilk seçimde asla TBMM’nde grup kuracak bir sayıya erişemeyeceği ortaya çıkar. Elinde bulunan 101 belediyenin hepsini de kaybetme olasılığı çok yüksek olur.

PKK’nın silahsız yüzü olan legal ve illegal örgütler ile ilgili olarak böyle bir ruh hali içindeyim.
AKP Hükümet ‘yeni strateji’den söz ediyor.
Bence yeni bir şey yok orta yerde.
Özünde eski olan, yeniymiş gibi sahneye çıkarılıyor. Ayrıca yeni olduğu söylenen strateji de zaten en az üç yıldır uygulanıyor.
Ve bunun da yeni değil eski olduğunu... Ana hatlarıyla 1990’larda uygulandığını... Ama’yı ve dağı bitiremediğini... Tam tersine 1990’larda yaşanan büyük acılarla PKK’nın şehirlere yerleştiğini, sosyolojik tabanını genişlettiğini... Böylece Kürt sorunuyla PKK sorununun iç içe geçmeye başladığını... Bu yalın gerçeği görmeden Kürt sorununun şiddetle bağını koparmanın uzak ihtimal olduğunu... PKK ile Kürt oylarının yarıya yakınını almış, yüzde 10 barajına rağmen 36 milletvekili çıkarmış ve 101 belediyeyi kazanmış bir
BDP’nin birbirlerinden ayrılmayacağını bilmeyen var mı?

Bugüne değin devletin elde silah dağda PKK’yı kovalayarak sonuç alınamayacağı PKK’nın silah bırakmayacağını gösteriyor. AKP iktidarının bundan fazlasını yapma gücüde yok.Herkes şunu iyi bilmekte kuzey ırak terörün ana vatanı.PKK’yı kullanan uluslararası güçlerin  ana bağlantıları da kuzey ırak, Barzani yönetimi.Sorunun temeli burası…

Kandil ve İmralı hattında istenen önce “özerk Kürdistan” arkasında “anadilde eğitim” gibi konuları “barışın getirilmesi” koşuluna bağlanması da PKK’nın silah bırakmayacağı işaretlerini veriyor.

Türkiye Cumhuriyeti hudutları belli bir devlettir. Böyle bir devletin “terör örgütü ilan edilen” PKK ile barış adı altında, dağdan daha çok ölüm haberi gelmesin, analar artık ağlamasın, parmaklar tetikten çekil, ateş etmek yerine oturup konuşalım, görüşünde olmanın da anayasal ve hukuki bir dayanağı yoktur.

PKK’yı kullananlar “Kürt sorunu” adı altında almak istediklerini PKK eliyle silah zoruyla almak istiyor. PKK’nın bir devlet olmadığını bilen dış güçler, Türkiye’den öç almak için çırpınıyorlar. Mustafa Kemal’in kurduğu Demokratik Devleti zayıflatmak istiyorlar. Diyelim ki, barış için yapılacak “PKK-devlet” görüşmelerinde anlaşmaya varılan konularda anlaşmanın altına atılacak imza kimi bağlayacaktır.

PKK’yı mı, Türkiye Cumhuriyeti devletini mi?

“Konuşmak mı, ölmek mi? Bu devirde barış namlunun ucunda değildir!” demek PKK’yı silah bırakmaya ikna etmeye yetmez. Aslında gerek de yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu terörü ortadan kaldırmaya muktedirdir. Yeter ki ülkeyi yönetenlerde bu irade olsun… Bu terör sorunu biter.