Parlamenter sistem, yerine Başkanlık mı? olsun tartışması….

Sevgili okurlar, başkanlık sistemi tartışması, sıradan bir tartışmanın ötesinde, öyle gündem değiştirmeye dönük, gelip geçici, bir tartışma değil. Bu tartışmanın hazırlanmakta olan yeni anayasa çalışmalarının bu aşamasında güncelleştirilmesi önümüzdeki süreç bakımından kritik önem taşıyor.

Çünkü tartışmanın özü, rejimin, ülkenin üniter devlet yapısı, Cumhuriyetin temel ilkeleri siyasal ve yönetsel yapısının temel karakteri ile ilgili bir durum.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Sayın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işareti ile yeniden alevlendirildiği anlaşılan başkanlık sistemi tartışması, hükümetin ve iktidar partisinin önde gelen isimlerinden AKP Genel Başkan Yardımcısı Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ ve diğer kurmayları tarafından hep birlikte koro halinde ülke kamuoyu gündemine taşınıyor.  
Başbakan Erdoğan’dan bu konuyu canlı tutmak adına talimat alan AKP’den bir yetkili veya bir bakan konuya ilişkin görüş ortaya atıyor. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sayın, Abdullah Gül de Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan da “bu konu enine boyuna tartışılsın, ülke insanı buna göre tercih yapsın” istiyor.
Evet, tercihi Ülke seçmeni yapacak. Anayasa değişikliği önüne geldiğinde Türkiye Cumhuriyetinin rejimin temel karakterini seçmen belirleyecek.
Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin olarak kritik bir karar açıklayacak önümüzdeki günlerde.
Açıklanacak karar için İki ihtimal var. Birincisi, CHP’nin başvurusunu, itirazını yerinde görebilir Anayasa Mahkemesi ve “Anayasa’daki hüküm gereğince mevcut cumhurbaşkanının görev süresi de 5 yıldır” diyebilir.
Bu durumda, sistem tartışmaları biter. Siyaset apar topar gidilecek halk tarafından cumhurbaşkanı seçilmesi hazırlıklarına odaklanır.
İkinci ihtimal, Anayasa Mahkemesi’nin mevcut cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle görev yapmasına ilişkin yasa hükmünü anayasanın özüne uygun bulması.
Bu şüphesiz Başbakan Erdoğan ve AKP  kurmaylarının planlarına paralel bir sonuç olacak. Dolayısıyla da başkanlık sistemine ilişkin tartışmalar daha da yaygınlık kazanacak.
Peki, bu durum yeni anayasa yazımı hazırlıklarını nasıl etkileyecek?
İşte kafaları karıştıran kritik nokta burası asılında...
Partiler arası uzlaşma komisyonu üyeleri şu anda yeni anayasanın yazımı sürecine geçmiş bulunuyor. Komisyon üyelerini  şimdi nasıl,ne yazarak başlayacaklar yeni anayasanın yazılımına,parlamenter  sistemin maddelerini mi? Başkanlık  sisteminin maddelerini…
Yeni anayasa hangi temele oturtulacak? Sistemin, rejimin ana karakteri nasıl kurgulanacak? Bu konuda dört siyasi parti hangi ortak noktada uzlaşma sağlayacak? Daha doğrusu sağlayabilecek mi? bütün bu olup bitenleri bütün hatlarıyla bekleyip göreceğiz…