Ya Benimsin Ya Toprağın! Benden Başkasına Yar Etmem…

Geçtiğimiz günlerde bir Necip Fazıl Şehir Hastanesi acilindeydim. Ambulansla bir kadın getirildi, doktorlar kadar polislerde yakından ilgileniyordu. Kadın kocası tarafından bıçaklanmıştı. Polisler kadını sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Burada kendisine kimsenin bir şey yapamayacağını, güvende olduğunu, korkmaması gerektiğini söylüyorlardı. Üstelik O kadın bir anneydi, 11 ve 14 yaşlarında 2 erkek çocuğu vardı.  Maalesef o çocuklar için de o baba denen kişi rol model olacak. Evlendiklerine eşlerine babaları gibi davranacaklar. Çünkü dünyayı o şekilde tanıyorlar.

Ne oluyor bu topluma?

Boğazı kesilen, çocuğunun gözü önünde vurulan, yakılan, testereyle kesilen, dövülen, ezilen… kadınlar.

Doğuran, evini yuva yapan, saçını ailesi için süpürge eden… kadınlar.

Emeği paraya dönüşmeyen  ev kadınları, çalışsa da evinin bütün yükünü taşıyan, ne anneliğinden ne de eşine ilgisinden ödün vermeyen… kadınlar.

Sizleri 9 ay karnında taşıyan, dünyaya getiren, emziren, büyüten, sorumluğunuzu  bir ömür yüreğinde ve sırtında  taşıyan… kadınlar.

Erkek kumar oynar evde karısını döver, sarhoş olur gelir karısını döver, işi bozuğa gider gelir karısını döver. Ne istiyorsunuz kadınlardan?

Erkek sever kadın sevmez. “Ya benimsin ya toprağın. Benden başkasına yar etmem…” yok böyle bir şey. Sevginiz yerin dibine batsın. Seven bunu yapar mı? Sevgi bu mu? Sen gir kara toprağa.

Sahi ne oluyor bu topluma?

Ülkemizde kadına şiddete yasalar ağır olsa da neden kadına şiddetin, cinayetin önüne geçemiyoruz?  Neden her geçen gün artıyor?

Demek ki bir yerlerde yanlış yapıyoruz.

Bugün birçok TV dizilerinde kadına şiddet var. Kadına akıl almaz işkence sahneleri var. Silah var. Çarpık ilişkiler var. Ahlaksızlık var. Namussuzluk var. Türk aile yapısına uygun olmayan her türlü içerik var. Üstelik bu dizileri çocuklar da izliyor. Şiddet içerikleri çocukların bilinçaltına yerleşiyor. Neden RTÜK bunları incelemiyor? Eskiden, filmlerde ailenin önemi, yuvanın sıcaklığı, kardeşlik, iyilik, kadının kutsallığı, sevgi, aşk… anlatılırdı. Şimdi ise hep sapıklık, hep şiddet.

Neden? Neden? Neden?

Kadın her yerde güçsüz, savunmasız bir varlık olarak gösteriliyor.

Maalesef ülkemizde kadınların neredeyse yarısı, fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddet görüyor. Oysaki bizim kültür ve geleneğimizde kadın, toplumun sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi ve aile yapısının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için önemli role sahiptir. Türklerde kadın, tarih boyunca sadece sosyal hayatta değil siyasi hayatta da önemli rol oynamıştır. Peki, şimdi ne oldu bize?

Kadın erkek eşitliği sadece sözde. Siyasetteki kadın kotaları kadın temsilini kısıtlıyor. Siyasi partilerin kadın kollarının olması bir ayrımcılık. Kadınlar çalışıyor erkekler onların emekleriyle seçiliyorlar. Bir iş yerinden işçi çıkarılacaksa yine ilk kadınlar çıkarılıyor.

Nerede kadın hakları? Nerede kadın erkek eşitliği? Eşitlik: Kadının, hayatın her alanında erkeklerle eşit fırsat ve olanaklara sahip olması demektir.

İyi ve ahlaklı yetişen bir topluma ihtiyacımız var. Ne kadar ağır cezalar yasalaştırılsa da ahlaktan yoksun yetişen bir toplumda etkisi olmaz. Suç oranı düşmez.

İllaki eğitim!

Sapıklık ve şiddet içeren dizilere artık dur denilsin. Anneler babalar, çocuklarını kız-erkek yarımı yapmadan yetiştirsin. Çocuklara kreş çağındaki çocuklara eğitim verilsin. Siyasette kadın kotası kaldırılsın. Temsilde eşitlik verilsin...

Bizi yönetenler yapılması gerekenleri yapsın artık.

İslam alemi yarın Kurban Bayramı’nı kutlayacak. Bayram ancak bayramı yaşayabilene bayramdır.  Hayırlara vesile olsun inşallah.

YORUM EKLE