Kırmızı Renklerimiz Morardı

 Güneydoğu’nun bazı ilçelerinde adı konulmamış bir savaşın içindeyiz. Hemen her gün şehit acısı yaşıyoruz. Teröristlerde birer ikişer temizleniyor ama bu devlet gücünün yanında yetersiz. Sivil vatandaşların zarar görmemesi için kılı kırk yarmanın gayret ve çabasını sarf ederken, teröristlere fazla zayiat verdiremiyor. Bu hengâme içinde ise binlerce vatandaş evlerini terk ediyor Suriyeliler gibi başka yerlere göç ediyor. 

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Suriye’de PYD, Kırmızıçizgimiz olan Fırat nehrini batısına geçiyor. Çevremizde kaynayan kazanlara içerden de destek veriliyor. Diyarbakır’da toplanan Demokratik Toplum Kongresinde özerklik uygulaması teklif kararı alınıyor.

Yani içerden ve dışardan sarılmış durumdayız.

Uygulamaya konan barış süreci güney doğuda özyönetim ilanı getirdi. Devletin yumuşak karnını iyi değerlendiren PKK’lılar dağdaki militanlarını şehir merkezine taşıdı. Yetmedi bazı kritik ilçelerde yerli milis yetiştirip polislerin askerlerin üzerine saldılar. Tuzaklar kurdular Silah bomba ve taşlarla saldırdılar, devlet karşı tavır aldığında ölenler oldu. Bu defa da vay devlet terör estiriyor yaygarasına başladılar. 

Sen Anayasa ile sınırları ve usulleri belirlenmiş bir ülkede, özyönetim ya da adı başka türlü özerklik, olmasa Kürt devleti kurmak iste; bu benim hayatım sen karışamazsın de, bende sana karışmam diye ortalığı toz dumana kat, ondan sonrada kenara çekil seyret.

Be hey şaşkın göle karışmış ırmağın suyunu nasıl ayıracaksın?

Türkiye’nin hemen hemen her köyünde yıllar önce yerleşmiş Kürt var. Sen onu oradan, nasıl söküp alacaksın kız almış kız vermiş kaynaşıp gitmiş, eti tırnaktan ayırabilir misin?

Senin ayrıştırmak istediğin, Kürt sandığın veya kendini Kürt sayan binlerce Türk var, onları nasıl tutacaksın oralarda.

Bir şey istenirken bir hesap yapılır, akıl mantık yorulur hatta biraz utanır sıkılır.

Peki, bu taleplerine ulaşmak için karar verirken, hangi ülkeyi arkana aldığını sanıyorsun. 

ABD mi, AB ülkeleri mi yoksa Sayın Selahattin Demir Taş’ın ziyaretine gittiği Rusya mı? İran veya Arap ülkeleri den sizlere çanak tutan oldu mu?

Yoksa bu tür ayak oyunları ile kendini kurtarmayı uman, İmralı’daki insan kasabı lideriniz mi aracılar vasıtası ile bu karmaşayı yarattı?

Sözde Kürtlere demokrasi istiyorsunuz öyle mi?

Bütün bunları isteyen kişiler vatandaşına silah atar mı? Onları ateşe verir mi?  Binlerce Kürt çocuğunun eğitilmesini isteyen öğretmeni kaçırır mı, Kütüphanesini arabasını evini ocağını harmanını yakar mı?

Tekrar soruyorum bunları ben insanım diyen insan yapar mı hangi akla hizmet ediyorsunuz?

Bir vatandaş olarak benim huzurumu daha ne kadar kaçırmayı düşünüyorsunuz? Bilmeye hakkım yok mu?

Ben sizlerin yüzünden televizyon seyredemez oldum. Ağlayan analara babalara o masum çocukların feryatlarına, artık dayanamaz oldum.

Sizlere bu fırsatı veren yetkililere de bir çift sözüm var.

Bizleri kandırdılar masalının arkasına yatmayın. Devlet uyumaz, devlet kanmaz.

Cumhurbaşkanımız Sayın R. Tayyib Erdoğan ve Başbakanımız Sayın Ahmet Davut oğlu artık sizde kırmızıçizgilerinizi net çizin, kararlılığınızı devam ettirin.

Biz, artık güçlü bir devletiz. Bunun böyle olduğunu herkesin bilmesini istiyoruz.

 

YORUM EKLE