Sevgili Okuyucular, Tarihimizde özellikle Osmanlı’nın yıkılış acısını en çok asker çekmişti; çünkü katliamı, perişanlığı, kaybettiğimiz topraklara gömülen yüz binlerce Anadolu çocuğunu onlar gördü; Olup bitenleri çaresizlik içinde seyrettiler. Gördüğü manzara karşısında beylik tabancasını çekip kendi beynini dağıtan komutanlar bile oldu.

Savaş alanlarında açlığı, sefaleti, geri çekilmeyi, bir yandan da ihaneti, arkadan hançerlenmeleri yaşadılar hep birlikte.

İngilizlere  uşaklık yapanlar, onların yalanlarına inandılar ve süngüleri ile Osmanlı askerinin midesinde altın aradılar.”unutmayalım” Bu subaylardan birisi de Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’dü. Suriye cephesinden çekilişimizin acılarını etinde, kemiğinde hissetmişti o zaman.

Bu yüzdendir ki; Türkiye Cumhuriyet’in kurucu felsefesinde “Ortadoğu’ya Arap milletlerine bulaşmamak” temel bir ilke olmuştu.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti yüzünü Batı’ya çevirecek, yani  Avrupa’ya çevirecek onun  bir parçası olacak ve Ortadoğu’nun kanlı bataklığından uzak duracaktı.

Bu nedenle Mustafa Kemal, Dışişleri Bakanlığı’na ya da müsteşarlığına atanan her kişiyi köşke davet eder ve bu kuralı önemle bir kez daha hatırlatırdı.

“Aman Ortadoğu’ya bulaşmayın, aman bulaşmayın.”

Gerçekten de bulaşmadık ve Batı’ya doğru yelken açarak Ortadoğu’dan giderek uzaklaştık.

Cumhuriyet kuşakları, Ortadoğu’yu bilmeden, tanımadan yetiştiler.

Sonra gün geldi; Ortadoğu’ya dönüşü şiddetle arzulayan bir iktidarla tanıştı Türkiye.

Bu iktidar, yıkılış, yenilgi ve Ortadoğu’dan geri çekiliş döneminin acılarını, çöllerde akıtılan kanı bilmiyor, yüzyıllarca öncesinin Osmanlı saltanatını yeniden kurma rüyaları görüyordu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ters yüz edildi. Yenine kendimizi Ortadoğu’nun ve İslam âleminin lideri hayaline koyduk.

İşte Reyhanlı patlamalarında can veren,yaralan ve sakat kalan onlarca vatandaşımız, bu rüyanın, Enver Paşa misali kurulan boş hayallerin bedelini canlarıyla ödediler. Hiçbir günahları olmadığı halde, aynen Sarıkamış’ta, Suriye cephesinde can veren yüz binlerce çocuğumuz gibi ölüp gittiler.

Gören gözler için, Türkiye’nin oynadığı bu tehlikeli oyunun bizi nerelere sürükleyeceğinin işaretleri ortadaydı.

Düşürülen uçağımız, Cilve-gözü katliamı, ülkeye doldurulan 400.000 Suriyeli ve son olarak Amerikan ordusunu kara harekâtına teşvik eden açıklamalar. Oysa Amerikan halkı Ortadoğu’ya tek bir asker bile gönderilmesine karşı. Böyle bir harekât olmayacak. Rusya’nın vetolarıyla Birleşmiş Milletler de bir şey yapmayacak.
Bakalım bundan sonra ne olacak?

Hep birlikte göreceğiz….