Andımızın Okutulması Kararından Kimler Rahatsız Oldu?

8 Ekim 2013’te kaldırılan Öğrenci Andı, Danıştay’ın kararı ile geri döndü. Danıştay’ın bu kararı tartışmalara neden olurken, Kahramanmaraş Ekonomik, Siyasi, Sosyal ve Kültürel Politikalar Araştırma Merkezi (KAPAM) Yönetim Kurulu’ndan bu karara destek geldi.

Andımızın Okutulması Kararından Kimler Rahatsız Oldu?

KAPAM Yönetim Kurulu konuyla ilgili yaptığı kamuoyu açıklamasında, Danıştay’ın kararını desteklediklerini, Öğrenci Andının liselerde bile okutulması gerektiğini savundular.

Açıklamalarında, bu karardan kimlerin rahatsız olduğunu da sorgulayarak: ““FETÖ’nün artıkları, Barzani şakşakçıları, hamurcular, “hepimiz ermeniyiz” diye bağıran taşnak dölleri ve mc kinsey’in çocukları toplanmış, hep bir ağızdan andımıza hayır diye bağırıyorlar. Şaşırdık mı hayır!” ifadelerine yer verdiler.

KAPAM Yönetim Kurulu tarafından yayımlanan kamuoyu açıklaması şu şekilde:  

KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURULUR

Danıştay 8. Dairesi, Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Öğrenci Andı" başlıklı 12. maddesini, 08 Ekim 2013 tarihinde yürürlükten kaldıran düzenlemenin iptali istemiyle Türk Eğitim-Sen tarafından açılan davada, 24.04.2018 Tarihli, 2013/10501 Esas, 2018/2319 Karar Sayılı kararı ile işlemi iptal etmiştir.

Danıştay kararında, “Andımız” metninin Anayasa’mız ve millî eğitim sistemimizin temel amaç ve ilkeleriyle uyumlu olduğu, “Ant”ın kaldırılması için pedagojik ve yasal gerekçeler gösterilmediği ve dolayısıyla “Öğrenci Andı”nın kaldırılmasının haklı gerekçelere ve hukuki temellere dayandırılmadığı ifade edilmiştir.

Danıştay’ın bu kararı, Türk milletinin ezici çoğunluğu tarafından memnuniyetle karşılanmış; ancak dinî gerekçelerin arkasına saklanan bazı çevreler ile etnik ırkçılık şampiyonları tarafından “Eski Türkiye’nin geri gelmesi”, “faşizm”, “tek tipçilik”, “ırkçılık” gibi suçlamalara muhatap olmuştur.

Eğer Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Türkçülük akımı güçlenmemiş olsaydı, Ziya Gökalp gibi bir ilim adamı yetişmemiş olsaydı, Atatürk gibi bir devlet adamı ortaya çıkmamış olsaydı bugün adına Türkiye Cumhuriyeti adını verdiğimiz Türk Devleti kurulmamış olabilirdi. Çünkü seçenekler milli değil, gayri milli özellikler taşıyordu. Anadolu’da kurtuluş mücadelesi başarısız olsaydı, Anadolu Türkleri dünyanın değişik ülkelerine sürgün edilir, vatansız, bayraksız ve onursuz bir şekilde yaşamak zorunda kalırlardı.

“Öğrenci Andı”nın kaldırılmasının, sözde “çözüm ve barış süreci”nde birtakım bölücü çevreleri memnun etmek için yapılmış yanlışlardan biri olduğu unutulmamalıdır. Nitekim, 2015 yazında PKK’nın “çözülme süreci”nden yararlanarak bölgede gerçekleştirdiği silahlanma, mahkemeler ve kaymakamlıklar kurma, hendekler açma gibi faaliyetler karşısında teröre karşı kararlı bir mücadele başlatmak zorunda kalmıştık. Bundan ve özellikle de 15 Temmuz’dan sonra gerek Sayın Cumhurbaşkanı gerekse zamanın Başbakanı, “Türk Milleti” gerçeğinin altını çizen söylemleri sıkça kullanmaya başladılar.

Bu karardan kimler rahatsız oldu ona bakmak lazım. FETÖ’nün artıkları, Barzani şakşakçıları, hamurcular, “hepimiz ermeniyiz” diye bağıran taşnak dölleri ve mc kinsey’in çocukları toplanmış, hep bir ağızdan andımıza hayır diye bağırıyorlar. Şaşırdık mı hayır!

Sözde Malum sendika 81 ilde andımız okutulmasın diye açıklama yapıyor. Amacı eğitim çalışanlarının özlük haklarını korumak olan sözde sendika enflasyonun yüzde 25’ler de olduğu dönemde hiç sesini çıkarmadan % 3,5 zamma imza atıyor. 3600 ek gösterge, ilave zam, mülakat adaletsizliği, atamalardaki liyakatsızlıklara hiç ses çıkarmıyor sus pus oluyor.

Danıştay kararına itiraz edenlerin çoğunun temel sorunu, metindeki “Türklük” vurgusudur. Buna ek olarak bazı çevrelerin Atatürk’e duydukları nefret de belirtilmelidir.

Türk’üm demek, doğruyum demek nasıl ve neden ırkçılık veya ayrımcılık olsun? Tam tersine Türk’üm demek bu ülkede yaşayan, devletine vatandaşlık bağı ile bağlanan ve kendini TÜRK hisseden herkesi kucaklamak, birleştirmek ve bütünleştirmektir. Cumhuriyet’in kurucusu Aziz Atatürk’ün gösterdiği, “çağdaş uygarlıklar seviyesinin üzerine çıkma” hedefini Sayın Cumhurbaşkanımız da sık sık vurguluyor. Atatürk’ün gösterdiği hedef mi bazılarını rahatsız etmektedir?

Milli Eğitim müfredatının temel dayanaklarından bir tanesi olan DEĞERLER EĞİTİMİNDE dürüst olmak, çalışkan olmak, sevmek, saygı duymak, vatan,millet,devlet ve bayrak sevgisi ana tema olarak işlenir. İşte Andımız öğrencilerimize tam da bu değerleri benimsetmektedir. “Andımız”, “İstiklal Marşı”, “Bayrak” gibi semboller millî duyguları ve millî şuuru besler. Onun için kamuoyunda bazı çevrelerin “Andımız”ı veya “İstiklal Marşı”nı okuyoruz ama bir şeye yaramıyor yollu yorumları son derecede hatalıdır.

Öğrenci Andı okullarda tekrar okutulmaya başlaması gerekir, hatta liselerde bile. Çocuklar her sabah Öğrenci Andını okurken, vatan ve millet sevgisine biat eder, inanır. Vatan için, bayrak için şehit olmayı göze alan kişiler, ne zaman, nerede, nasıl öğrendiklerini bilmedikleri yüce bir sevdaya gönül verirler. Soğuk kış günlerinde avazı çıktığı kadar “Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” Diye bağıran o küçük yürek, bir gün vatana kasteden düşmanın karşısına çıkıp bir kurşunla vatanın istikbalini kurtarır. O kahraman, çocukluk yıllarında her sabah okulda Öğrenci Ant’ını bağıra bağıra okuyan Ömer Halisdemir’den başkası değildir. Öğrenci Andı, önkoşulsuz vatan sevgisinin bilinçaltına yazılmasını sağlayan onlarca ritüelden sadece birisidir.

Bu vesileyle konunun ısrarlı takipçisi olan Türk Eğitim-Sen’i ve yöneticilerini, kararı veren hâkimleri gönülden kutluyoruz.

Ne Mutlu Türküm Diyene!

                                                                                                                             KAPAM YÖNETİM KURULU

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER