Güçlü Bir Türkiye İçin Kadın Gücü Şart!

Nazlı Ceylan Balduk Kurtul: “Kadınlarımız gücünü fark etsinler üretsinler. Haklarını arasınlar. Bu ülkenin nüfusunun yarısını kadınlar oluşturuyor. Ülkenin yarısı çalışmazsa Türkiye büyür mü? Ülke güçsüz kalır. İşte bu yüzden yorulmadan yılmadan çalışmalıyız, üretmeliyiz, ülke ekonomisine katkı sağlamalıyız.”

Güçlü Bir Türkiye İçin Kadın Gücü Şart!

Nazlı Ceylan Balduk Kurtul, henüz 25 yaşındayken Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olmuş, daha sonra kendi konfeksiyon atölyesini kurmuş, ardından kendi ismini taşıyan markasını oluşturmuş, moda sektöründe iddiasını ortaya koymuş. Hayallerine kavuşmak için durmak bilmemiş. Halen başkanlık görevini yürüttüğü, 2007 Yılında kurulan Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Kadın Girişimciler Kurulu (KAGİK) Başkanı seçilmiş. 2018 yılında ise; KMTSO Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilerek, odanın yönetimine giren ilk kadın unvanını aldı. İyi bir anne, başarılı bir işkadını. Kısacası genç yaşına rağmen birçok başarıya imza atmış. İdolü ise; babası Mehmet Balduk!

İş dünyasında Kahramanmaraşlı kadınlara rol model olan,  KMTSO Yönetim Kurulu Üyesi ve KAGİK Başkanı Nazlı Ceylan Balduk Kurtul ile sısak samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.

Nazlı Ceylan Balduk Kurtul kimdir, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Kahramanmaraşlı bir ailenin çocuğuyum. Liseye kadar Kahramanmaraş’ta okudum. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldum. Daha sonra yurtdışında master başlangıcı yaptım. Ancak memleket sevdasıyla ve aileme düşkün biri olduğum için yarıda kestim geldim. Aslında, üniversiteden sonra master yapma planım olduğu için hayatımı ona göre planlamıştım, yarıda kalınca bir müddet İstanbul’da faaliyet gösteren bir Amerikan şirkette çalıştım.  Daha sonra her gencin yapması gerektiğini düşündüğüm şeyi yaptım ve memleketim Kahramanmaraş’a döndüm. 2005 yılından bu yana da Kahramanmaraş’ta ikamet ediyorum ve o zamandan beri de hem bir şeyler üretmeye hem de kadınların güçlenmesi adına çalışmalar yapmaya gayret gösteriyorum.

“Nazlı Ceylan” markasını oluşturdunuz, aynı zamanda teknolojiyi ve gelişen dünyayı takip ederek online satış sitenizi kurdunuz. Kısaca çalışma hayatınızdan bahseder misiniz?

Gençlere en önemli tavsiyelerimden biri, öncelikle ne yapmak istediklerine karar vermeleridir. Üniversite yıllarımda konfeksiyon sektörüne girmeyi istiyordum, hayalim buydu. Bitirme tezimi bile ona göre hazırlamıştım. Bu bana çok şey kattı. Hatta tezimi hazırlarken, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’ne gitmiştim. Oradakiler benim bu heyecanımı görünce “gel seni bizim derneğe üye yapalım” dediler. Ben de tabi çok sevinirim dedim. Çok gururlandım. Okulu bitirdikten sonra Amerikan Şirketinde çalışmaya devam ettiğim sırada o dönemin Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Aynur Bektaş “biz seni yönetime yazdık” dedi. Daha 25 yaşındayım, Türkiye’de çok popüler olan bir derneğin yönetim kurulu üyeliğine başladım ve bu benim için müthiş bir şeydi.

Zaten bir tekstilci ailenin kızı olduğum için ben de konfeksiyon sektörüne girmek istedim. Fakat günümüzde olduğu gibi o zaman da Kahramanmaraş’ta konfeksiyon sektörüne girmek çok zordu. Devlet destekleri gerekiyordu, Urfa- Adıyaman bölgesini pilot bölge seçmişlerdi, ama maalesef Kahramanmaraş’ı o bölgeye almadılar. Bu sebeple ortak karar olarak konfeksiyona yatırım yapmadılar. Ben de o zaman kendi atölyemi kurmak, kendi markamı oluşturmak istiyordum. Sağ olsun babam da her zamanki gibi destek oldu. Babam, ufku açık, vizyon sahibi bir işadamıdır.  

Önce bir atölye kurduk üretim yapmaya başladık. Çok güzel tepkiler oldu. Türkiye’nin önemli markalarından bir firma bana fason teklif etti.  Bir kere ürettim sonra baktım ve ben bu bedelleri ödeyeceğime kendim üreteyim dedim.  Çünkü gerçekten kar marjları çok düşüktü. Kendi markama yatırım yaptım. Kendi markamı oluşturdum. Satış noktalarını oluşturdum. Türkiye’nin 13-14 yerinde satılır hale geldi. Ki bunu Kahramanmaraş’tan yapmak çok zor. 3-4 yıl sonra Nazlı Ceylan adında İstanbul’da ilk mağazamızı açtık. Fakat o dönem de ekonomik krizin başlaması ile birlikte Nişantaşı’nda mağazalar bir bir kapanmaya başladı. Açıkçası biz de ayakta durmakta zorlandık. Artık her şeyin online satışa kaydığını düşündüğüm için mağazamızı kapattık. Zaten zarar eden bir işletmeyi sürdürmenin anlamı yoktu. Online satış sitemizi açtık. nazlıceylan.com adlı satış sitemizde halen ürünlerimiz satılıyor.  Son bir yılda ailede yaşanan birkaç sağlık probleminden dolayı bir süreliğine atölyede üretimi durdum.  Artık çok şükür sorunlar geride kaldı, inşallah en kısa zamanda tekrar üretime başlayacağız.

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Kadın Girişimciler Kurulu (KAGİK) Başkanlık görevini de yürütüyorsunuz. KAGİK’in kuruluş amacından ve kısaca yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

2007 Yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinde illerde Kadın Girişimciler Kurulları kuruldu. Ben de o tarihten bu yana başkanlık görevini yürütmekteyim.

KAGİK kadın girişimciliği konusunda genel politikalar geliştiren ve görüş oluşturulmasına katkıda bulunan istişari bir kuruldur. Kurul aynı zamanda kadın girişimcilere eğitim, kapasite geliştirme desteği ile girişimci fikirlerini hayata geçirmelerinde destek sağlamayı amaçlamaktadır.

Doğrusu bu görevi artık yeni bir kadın girişimciye bırakmak istiyorum. Arkadaşlar sağ olsunlar beni bırakmıyorlar ama çok başarılı girişimci kadınlarımız var. Hatta aklımda birkaç isim de var ama kendilerini ikna etmeye çalışıyorum. Çünkü ben aynı zamanda KMTSO Yönetim Kurulu Üyesiyim. Turizm Komitesi kurduk. Onun organizasyonun başındayım. Çok iş yükü oluyor, hepsine yetişemiyorum. Daha genç, daha heyecanlı, daha çok vakit ayırabilecek birisi olsun istiyorum. Yeni gelen birisi daha güzel projelere imza atacaktır diye düşünüyorum.

Neler yaptığımızdan kısaca bahsedecek olursam;

Biz ilk kurulduğumuzda KMTSO Başkanı Mehmet Balduk’du. Çok heyecanlıydık, çok da güzel işlere imza attık açıkçası. Kahramanmaraş’ta ilk tarihi konak restorasyonunu gerçekleştirdik. Kurul olarak en büyük hayalimizdi. Başkanımızın ve Zabun Ailesinin de desteği ile çok uygun bir fiyata Zabun Konağı’nı aldık. DOĞAKA ile beraber restorasyonunu gerçekleştirdik. Şehrimizde bir ilk ve örnek oldu. Konakla ilgili projemiz, kadınlarımıza yönelik girişimcilik merkezi haline getirmekti. Elinde işi olana orada stant verip, nasıl satış yapabileceklerini öğretip, ekonomik açıdan güçlenmelerini hedefliyorduk.  Dönem dönem 6 aylık bir süreçlerde kadınlarımızı değiştirecektik. Onlar ayrılınca yeni kadınlara yer bırakacaklardı. Bir de orada ofis kurarak ve kadınlar hangi tip desteklerden faydalanabilecekleri konusunda danışmanlık hizmeti alabileceklerdi. Aynı zamanda alt kısımda restoran&cafe tarzı bir şey olacaktı. Ama maalesef tüm Türkiye’de olduğu gibi Anadolu’nun problemi girişimci kadınlarımıza ulaşamadık. Ulaştıklarımız da çok sebat etmediler. Çünkü bunun için biraz eş desteği,  biraz da sermaye lazım. Sermayeyi biz hallederdik ama çalışma şartları ya eşlerine uymadı ya da eşleri çalışmalarını desteklemedi. Bazı kadınlarımız gerçekten çok istekli, azimli yılmıyor. Bazıları da maalesef çok çabuk pes ediyor. Doğamız gereği var olan naiflikten dolayı sanırım. Projemiz istediğimiz amaca ulaşamadı. 2-3 ayrı girişimciye verdik siz organize edin diye. Yine kadınlarımızın ürünlerinin satılması için. Ama oda olmadı. Şu an da çok tatlı iki kadın girişimciye kirayı verdik. Yöresel mutfak sergileyecekler rezervasyon ile müşteri alacaklar özel turist gruplarını ağırlayacaklar.

Kurulduğumuzda, yine çok güzel bir panellere imza atmıştık. Türkiye’de belli başlı önemli kadınlar Kahramanmaraş’a gelmişlerdi, bilgi, birikim ve deneyimlerini üyelerimizle paylaştılar.  

SİM SIRMA’YI DÜNYAYA TANITACAĞIZ?

Önümüzdeki ilk projemiz ise Sim Sırma’yı dünyaya tanıtmak.  Çünkü Sim Sırma’nın Kahramanmaraş’ın büyük bir değeri olduğunu düşünüyorum. Babamın başkanlık döneminden beri biz bunu konuşuyoruz. Sim sırma bir ara gerçekten kaybolmuştu babam o zaman tekrar Ticaret ve Sanayi Odası’nda ağırlık verdi, tekrar gün yüzüne çıkardı. Şimdi ise; Sim Sırmayı markalaştırmak istiyoruz. Coğrafi işareti bizde yani patenti biz de.

Geçen yıl Uluslararası Tekstil Zirvesinde Kahramanmaraş’ta sim sırma üretenleri bünyemize alarak, yine burada dokunan kumaşlar ile birleştirdik robotlar ile sahne aldı sergilendi. O da çok ses getirdi.

NTV ile birlikte ünlü Modacı Dilek Hanif’i davet ettik. Onlar şehirlerde yer alan el sanatlarını konu alan bir program yapacaklar. Şehrimiz de sim sırmayı ön plana çıkarttık. Dilek Hanımla birlikte koleksiyonunda kullanacağı bir defile yapmak istiyoruz. Bu Uluslararası bir defile olacak.

İkinci projemiz ise; endemik bitkiler. Kahramanmaraş coğrafi konumu itibari ile çok fazla endemik bitkiye sahip. Bunları tıbbi alanda nasıl kullanabiliriz, araştırmasını yapacağız. Artık ilaç sektörü çok büyük bir sektör. DOĞAKA’ya bununla ilgili bir proje sunma hazırlığı içerisindeyiz.  

Üçüncü projemiz ise;  Eylül ayında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un eşi Pervin Ersoy ve Tarihçi ve profesyonel rehber Saffet Emre Tonguç’u Kahramanmaraş davet ettik. Rota hane ekibi olarak, 40 kişi ile beraber gelecekler. Hepsi tanınan insanlar sonuçta şehre bir değer katacak. Hatta geçenlerde Saffet Emre Tonguç, CNN Türk’te katıldığı programda Kahramanmaraş’a geleceğini de söyledi.

Aynı zamanda KMTSO Yönetim Kurulu Üyesisiniz. İlk Kadın Yönetim Kurulu Üyesi olarak da bir ilke imza attınız. Doğrusu bu büyük bir başarı, nasıl başardınız, öncelikle sizi tebrik ediyorum. Turizm Komitesindesiniz.  Kentin turizmin gelişmesi adına ne şekilde çalışmalarınız olacak?

Öncelikle kadınlar için bir rol model olduğumu düşünüyorum ve tabi Kahramanmaraş’ta benim gibi birçok kadın da var. Kadınlarımızı cesaretlendirmek adına ben böyle bir görevde yer almak istedim.  Yönetim kurulunda bir kadının olması, Kahramanmaraş’ın tarihinde bir ilk.  Yönetim kurulunda olabilecek, çok sayıda iş kadınımız var. Hem onlara biraz cesaret olsun hem de Kahramanmaraş’ın vizyonu değişsin istedim.  Zaten TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu da kadınları yönetimde görmek istiyor.  Bu sebeple yönetime girmeyi kabul ettim. Sağ olsun Başkanımız Serdar Zabun’da benim vizyonuma inandı.

Babam Mehmet Balduk, başkanlık görevini bırakınca turizm konusu yarım kalmıştı. Bizim bunu devam ettirmemiz gerektiğini düşündüm. Serdar Başkanımızda buna destek oldu ve yönetim kurulu üyelerimizle bir turizm komisyonu kurduk. Güzel projelerimiz var.

Öncelikle sektörel eşleşmeler yapıyoruz. Sektörel eşleşmeler de amacımız şehrimizi en iyi şekilde tanıtmak. Tanıtırken de şehrimizin lider sektörlerini ön plana çıkarmak. Ön plana çıkartırken de o sektörün bir duayenlerini şehrimize davet etmek.  Aynı zamanda da şu anda çok fazla gücü olduğuna inandığımız sosyal medyadan influenceları çağırmak hem onun paylaşımlar ile Maraş hakkında tanınırlığı arttırmak. Hem de o sektörün Maraş’ta olduğuna dair bir kamuoyu oluşturmak istiyoruz. 

İlki Metal Mutfak Eşyaları sektörüydü. Fatih Karaca’yı davet ettik. Çünkü Karaca, Türkiye’nin büyük metal mutfak markası. Karaca’yla beraber Yazar ve Yemek Şefi Ömür Akkor’u çağırdık. Sosyal medyada çok sayıda takipçisi var. Bu organizasyonumuz da çok ses getirdi.

İkinci olarak, tarhana, biber sektörü. Ender Saraç’ı davet ettik. Şehrimizi tanıtmak, ön plana çıkarmak ve biberin Maraş’ın olduğunu bir kez daha duyurmak için.  

Üçüncü önemli sektörümüz altın-kuyumculuk sektörü.  Bunun içinde projemiz var ama netleşmediği için şu an isim veremiyorum.

Sırasıyla ayakkabı sektörü, tekstil sektörü vs. çalışmalarımız devam edecek.

Eylül ayı içerisinde gastrofest yapacağız.  

Germenicia Antik Kent çok önemli, bununla ilgili DOĞAKA projemiz var. Şehrimizin tarihi dokusunu ön plana çıkartılacak, turistler gelecek ve aynı zamanda şehrin sanayisine ve ticaretine de çok katkı sağlayacak.

Süleymanlı Turizm Köyü ile ilgili çalışmalarımız var. Süleymanlı’yı eski tarihi haline getirmeyi planlıyoruz. Yani kısacası Kahramanmaraş’ı tüm değerleri ile tanıtacağız.

Babanız Sayın Mehmet Balduk’un ismi anıldığında “efsane bir başkan tam bir Kahramanmaraş sevdalısı” gibi övgü dolu yorumlar beraberinde geliyor. Sizin idolünüz babanız mıydı ya da kimdi?

Ben yine kısmen babamı gördüm ama benim kardeşim babasız büyüdü diyebilirim.  Babam her zaman Ankara’daydı. Babamın her zaman tek derdi Kahramanmaraş’tı, kendi işi dahi değildi. Kahramanmaraş’a hizmet etmek için gecesini gündüzüne katardı. Bizi de öyle yetiştirdi. Ben gerçek bir Maraş sevdalısıyım. Babam gibi kardeşim de öyle.  İsteyerek de Maraş’a döndüm. İstemeyebilirdim de! Babam bize memleket sevadısını öyle bir aşılamış ki, hep şehrim için ne yapabilirim diye düşünmeden edemiyorum. Babam her zaman bize “Sadece anne babanıza değil, vatanınıza da hayırlı evlat olun” derdi.  Evet, benim idolüm babam!

Erkek egemen bir iş dünyasında kadınların sorunlarla nasıl başa çıkmalı?

Maalesef kadınlarımız iş dünyasında olsun, STK’larda olsun gerekse de siyasi arenada yeterli çoğunluğa kavuşamadı. Hak ettiği yere gelemedi. Çok mücadele etmeleri gerekiyor.

Gerçekten Anadolu kadınına pozitif ayrımcılık yapılmıyor. Ben pozitif ayrımcılığa da karşıyım aslında erkek neyse kadın da o. Çünkü nüfusun yüzde 50’sini biz oluşturuyoruz.

İş hayatında keza ilk işten çıkartılan kadınlar oluyor. Çocuk evlenecek, hamile kalacak, doğuracak vs gibi sebeplerden dolayı ilk işten çıkartılan kadınlar oluyor. Erkek egemen bir ortamda, kadınlarımızda biraz çabuk pes ediyor. Yılmadan mücadele etmek gerek.  Bakın bizim meclisteki kadınlarımız ne kadar zor şartlarda bir araya gelmişler. Bizler çabuk yılarsak başarılı olamıyoruz. Ben maddi özgürlüğü olan bir kadınım, eşim de babam da rol model erkekler. Bu durumda ben bile bir sürü problemle karşılaştım. Mesela biz odaya ilk geldiğimizde bizle çok dalga geçen oldu. “Giyiniyorlar süsleniyorlar geliyorlar ne yapacaklarmış bu kadınlar” diye.  Ama öyle olmadı, çok güzel işlere imza attık.  İşte kadınlar bir şeylerin ucundan tutunca başarmadan bırakmıyorlar. Eleştirileri kulak arkası edeceğiz. Gerçekten hayatımızda olan erkeklerle yani eşlerimiz, babalarımızla dikleşmeyeceğiz,  başarılarınızı gördükçe onların da ikna olacağına emin olun.

Öncelikle kadın kadının düşmanı olmaktan vazgeçecek. Birbirine güç verecek. Kadın kendine güvendikten sonra başaramayacağı hiçbir iş yoktur.

Nazlı hanım, son zamanlarda kadına şiddet ve akıl almaz şekilde işlenen kadın cinayetleri arttı. Bunun sizce artmasının sebebi nedir ya da en aza indirmek için neler yapılmalı?

Kadınlar ses çıkartmayınca sorun olmuyor, sesini çıkartınca maalesef bir takım fiziksel veya psikolojik olarak sürekli tacize, şiddete maruz kalıyorlar. Erkekler kadınların ön plana çıkmasını istemiyor.  Bu yüzden erkek rol modeller çok önemli. Kadınları ön plana çıkartan erkekler çok önemli. Bizim onlara ihtiyacımız var. Bazı erkekler var karısı azıcık ön plana çıksın, kadını susturmak-sindirmek için şiddete başvuruyor en sonunda da cinayetle bitirebiliyorlar. Ne yazık ki kadın cinayetleri her yıl artarak devam ediyor.

Son 5 yılın istatistiklerine bakarsak;  2013’te 237, 2014’de 294, 2015’te 303, 2016’da 328 ve 2017’de de 409 2018’de 440 kadın cinayete kurban gitmiş. Bu çok acı bir durum.

Yasalar mı yetersiz diye bakacak olursak Türkiye’de kadına şiddete çok ağır cezalar var.  Ancak yine de önüne geçilemiyor. Bunun çözümü eğitimden geçiyor. Toplumu bilinçlendirmek gerek. Biz öncelikle biz annelerin erkek evlatlarını yetiştirirken kadın bilincini vermesi gerekiyor.

Ben de iki erkek çocuk annesiyim. Allah nasip ederse ahdim olsun dedim her zaman kadına saygılı bir erkek yetiştirmek istiyorum dedim.

Kadınlarımıza vereceğiniz bir mesajınız var mı?

Her şeyden önce kadınlar kendi gününün farkına varsın, kendi değerlerini bilsinler. Kadınlar çok değerli varlıklar bence, Allah erkeklerden de üstün yaratmış ki anneler. Doğuruyorlar, yetiştiriyorlar, verdiğiniz her şeyi fazlalaştırarak önünüze sunuyorlar. Kadın çok kıymetli o yüzden sahip oldukları değerlerin farkına varsınlar. Kendi potansiyellerini keşfetsinler, bu ülke hepimizin. Toplumun yarısını oluşturan kadınlarımız çalışmazsa üretmezse olmaz, ülke kalkınmaz.  Ekonomik özgürlük önemli. Kendileri kazanıp kendi ayakları üzerinde kalırlarsa yetiştirdikleri erkek çocukları da farklı olacak. O zamanda dünya değişecek. Zaten bir kadın değişirse, çocuk değişir, çocuk değişirse dünya değişir.

Peki, yeni bir yıla giriyoruz 2020’den beklentileriniz nelerdir?

2020 Yılı Kahramanmaraş’ın yılı olsun istiyorum. Tüm Türkiye Kahramanmaraş’ı konuşsun. Maraş yemekleri, kentimizin güzellikleri konuşulsun, insanlar akın akın buraya gelsin istiyorum. Ve en önemlisi tabi ki de herkese sağlık ve huzur diliyorum.

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2020, 12:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER