Neden mi!
Birkaç günlüğüne şehir dışında olmam münasebetiyle ara verdiğim yazılarımla, sizlerle yeniden birlikte olmaktan mutluyum…
Bir insanın, bir ailenin, bir toplumun, bir köyün, bir kasabanın, bir ilçenin, bir kentin ve bir ülke insanının mutlu, huzurlu olması çok önemli…
Mutluluk aslında paha biçilmez bir olgudur…
Mutluluğun ölçüsü de yoktur.
Mutluluk kantarda tartılmaz.
Mutluluk satın alınmaz.
Mutluluk metreyle ölçülmez.
Her canlının mutluluk algısı farklıdır.
Her canlının yaşamına koyduğu mutluluk farklıdır.
Her canlının mutlu olmasını gerekli kılan bir algısı, olgusu vardır.
Her canlı yaşamı boyunca, yaşantısının içerisinde paylaştığı mutluluk kendisinin mutlu olduğu kadardır…
Hep mutlu olalım, hiç mutsuz olmayalım gibi bir öngörümüzde yoktur...
Evrende yaşayan canlılardan bazıları kendisi için çok mutluluk ister, bazıları azıyla, bazıları ise her ikisini bir arada yaşar onunla yetinir…
Kısacası yaratılanın en şereflisi olan insanın mutluluğu, yaşadığı evren içerisinde bambaşka bir konuma sahiptir, başkadır…
Bu nedenle insan yaşamını zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı hizmetlerin yapılıyor olması çok önemlidir, bireyin ve toplumun mutluluğuna büyük katkıdır…
Bunları neden yazdığımı birazdan anlatacağım…
Birkaç günlüğüne özel bir işim gereği şehir dışına çıkmam gerekiyordu…
Özel aracımla yola koyuldum, düştüm K.Maraş’ın yoluna..
Az gittim,
Uz gittim.
Dere tepe düz gittim.
Gerçekten uzun bir yol gittim. Dağlardan, tepelerden, derelerden, ovalardan, köylerden, kasabalardan, ilçelerden geçtim...
Kayseri-K.Maraş İl sınırına kadar olan kısıma kadar her şey normaldi, bir araç kullanıcı için, benim içinde öyle oldu…
Direksiyonun başında keyifle, dinliyordum TRT 4’ün Türk halk müziği programını…
Zaman zamanda bende eşlik ediyordum radyodaki istek türkülerine…
Neşet Ertaş (Mühür Gözlüm)
Mutlu bir seyahatti benim için.
Ta ki nereye kadar, Kayseri il sınırının bitimi, K.Maraş’ın il sınırının başlama noktasına kadar…
İşte bundan sonra başladı, bu yolculuğumda ki mutluluğun bir anda mutsuzluğa dönüşmesi:
Neden mi?
Bırakın köy, kasaba, ilçe yollarını, şehirlerarası oto yolun hali bile içler acısı. Ulaşmak istediğim menzile bu olumsuz ve bakımsız yollardan gitmek zorunda kaldım…
Yaşanır bir şehir olmaktan öte buldum.
K.Maraş’ı…
Sadece isminin önünde Kahraman yazılı olmasının ötesinde, Maraş vilayeti, bürokratı ve bürokrasisinin hiçbir etkinliğinin olmadığına ‘pasif ve yetersiz’ olduğuna şahit oldum!
12 yıldır AK Parti iktidarına her seçimde yüzde 60 oy verilmesine rağmen hiçbir hizmet alamayan ve tüm olumsuzlukları çaresizlik içerisinde yaşayan Kahramanmaraş halkını gördüm!
Altyapının olmadığını gördüm!
Delik deşik yollar gördüm!
Suların akmadığını gördüm!
Çok yerde kanalizasyonun olmadığını gördüm.
Kasabaların mahallelere dönüşmüş olduğunu gördüm!
Büyükşehir yasasıyla, on iki bin nüfuslu kasabanın mahalleye nasıl dönüştüğünü gördüm!
Bu kasabanın belediyesinin kapatıldığını, onun yerine tek bir mahalle muhtarlığına dönüştürülmüş olduğunu gördüm!
Kısacası bu bölgede insan yaşamını etkileyen, onun yaşamına az da olsa katkı sağlayan tek bir mutluluğa rastlamadım!
İnsanlarda gülmeyen surat gördüm!
İnsanların suratlarını, asık gördüm! İnsanlarda mutluluk değil, mutsuzluk gördüm!
Kahramanmaraşlıları, sahipsiz ve kimsesiz buldum.
Şunu açık yüreklilikle söylemek isterim ki:Bu şehir yani içerisinde birlikte yaşadığımız şehir(Kayseri),başka şehirlere kıyaslanacak bir şehir değildir..Bu şehirde bizlere kaliteli hizmet sunanlara teşekkür etmemiz istiyorum… Umarım bu teşekkürüm yanlış yorumlanmaz
Çünkü köyü ile kasabası ile ilçesi ile altyapı sorunu olmayan bir şehirde yaşamanın artıları vardır…
Çünkü; Bu şehir’de yaşayan halka hizmeti edenler, teşekkürü hak ediyorlar..Genel sorunları çözümlenmiş bir şehir,insanın yaşamına güzellikler katar..Yaşamında güzellikler olan insan ise çevresine mutluluklar saçar,mutluluk hormonları salgılar…
Birlikte yaşadığımız bu şehrin insan yaşamına sağladığı mutluluk azımsanmayacak kadar önemlidir, diye düşünmekteyim…
Bu bakımdan, bu şehre sahip çıkalım...
Bu şehre hizmet edenlere saygı duyalım.
Bu şehir başka şehirlerden çok daha düzgün.
Bu şehrin bürokrasisi hizmet bürokrasisi.
Bu şehir’de insan azda olsa mutluluğu yaşıyor, paylaşıyor.
Çünkü bu şehir başka şehir…
Saygılarımla...